Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 147/159 · üyeye göre sıralı
sezeklemek
Anlamak, bilmek istemek.
pumpuri
sığırkuyruğu
] Sarı çiçek açan, tüylü yapraklı, kökü sağlam ve sert bir çeşit bitki. (
sığlaşmak
] Sindirmek. (
yakı (I)
] Ağıt, türkü. (
yakasız gömlek
Kefen.
üzdürmek
] Yüzdürmek. (
sıkma (II)
] Gömlek, bluz. (
yüztutanağı
] İşini yaptırmak için ya da iyilik yapana verilen küçük armağan. (
yüzğen
] îyi yüzen. (
beli bek olmak
Birine inanmak, güvenmek:
yüz ekşitmek
Surat asmak, hoşlanmadığını belli etmek.
sınıhçı
] Kırık, çıkık bağlayan kimse. (
sınıkçı
sırça (I)
Şişe.
sırga
] Küpe. (
sırıdak
Çok gülen, sırıtan.
beldir beldir
Canlı, dikkatli, sevinçli bakış için (genellikle bebeklerde).
sırkmak
] Suyu süzülmek. (
sırpmah
] Kaymak. (
sırtarıh
] Utanmaz, yüzsüz. (
bekmez (I)
] Pekmez. (
zorsunmak
behr
Koşul, sürüm, değer:
bazlıma
] Pideden kalınca açılıp içine yağ, haşhaş vb. konulan, üstüne yoğurt ya da yumurta sürülerek sacda yan pişirilen ekmek. (
sıyırga (III)
] Orakla bir vuruşta biçilen ekin, ot. (
sıyırgı (III)
sıyırmıh
] Yalamuk, soymuk. (
baytaran
Güzel koku:
yağır (V)
] Yağlı kir. (
sıypınmak
] Kaymak: Çocuklar yamaçtan sıypınıyor. (
sıyrıh (II)
] Şımarık, utanmaz. (
yağır (I)
] Çamsakızı, reçine. (] ' (
sıyrıntı (I)
Kumaşın kıyısından uzunlamasına kesilen parça.
biçekli
sızğıç
[->.sızğıç]
sızıh
] Çizgi. (
sızınti
] Az akan su. (
yürek atmak
] Yürek çarpmak. (
bavıl
Bavul.
tiği (I)
[->like -1]
siğilemek (I)
] Madensel kaplar dokununca ses çıkarmak. (
üzü yola
] Söz dinler, uysal (
sikke
] Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir çivi. (
bızik (I)
[->bızık IV)]
batı
] Eylemlerin sonuna eklenerek şimdiki zamanı belirtir: Anamgil gelibatı. (
siltelemek
] Silkelemek. (
simentari
] Kolayca odun indirmek, su akıtmak için açılan dik, eğimli yol. (
velveleci
] Gürültücü. (
batağan (II)
[->->atılgan]
singil (II)
] Siğil. (
sinnengeç
] Saklambaç. (
başçın (II)
] Baş, önder. (
barkaç
] Beş, altı litre oylumunda kova, bakraç. (
sivişmek (I)
Kaçmak, sıvışmak. (
siyek (II)
Bir çeşit dikenli ot.
bardağerik
] Tatlı, sulu, mor renkli bir çeşit erik. (
yuvak (II)
Parça. (
balıkcın
Balıkçıl.
balık
] Semer içine konan keçe parçalan. (