Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 148/247 · üyeye göre sıralı
gaz (I)
Lamba.
döknek
Dağlardan kopup toplanan irili ufaklı taş parçaları.
garlık
Karlık.
donuzeriği
Yabanî erik.
korlaşmak (II)
Bir şeye iyice alışmak, bir şeye dadanmak, düşkün olmak: Çocuğun üzüme korlaştığı iyidir, kuvvet olur.
yartlak (I)
Büyük yarık, oyuntu.
gargış etmek
İlenmek.
yavaşak (II)
Küçükbaş hayvanlarda, özellikle koyunlarda görülen hastalık.
yefelemek
Yünü elle ditmek.
garatavuk
Karatavuk denilen sığırcık büyüklüğündeki bir çeşit kuş.
donak evi
Gelin evi.
don (II)
Somurtkan, içine kapalı, soğuk adam: Bahsettiğin kişi çok don, hiç konuşmuyor.
yarga (I)
Bölük, parça.
gambak (I)
Saçları dökülmüş baş, kel.
yaraotu
Yaraların, siğilin üstüne konulan, ırmak kıyılarında biten, geniş yapraklı bir ot.
yapıldak (I)
Dökülmüş yaprak.
folak
Peltek, kelimeleri tam ve doğru söyleyemeyen.
yanık (II)
Nişanlı yanların birbirine gönderdikleri armağan.
kelete (IV)
Ayakkabı çekeceği.
akana
Nine, büyük anne.
fışlak (II)
Çok sarışın ve mavi gözlü (kimse).
kolçekmek
İmzalamak.
dümsük
Yumruk.
yandımalamadım
Desenli, çok renkli bir kadın kumaşı.
cavkırtmak (II)
Etrafı dolaşmak, kolaçan etmek, işten kaçıp dolaşmak.
avsınlı
Afsunlanmış kimse.
eymece (II)
Yaş ağacı eğerek yapılan yay.
car etmek
Yardım istemek, yalvarmak.
carbık (III)
Tarla faresi.
yalgın (I)
Ilgım, serap.
yanarca (I)
Kibrit.
yalakalık
Dalkavukluk.
esnek (VIII)
Delimsek, delişmen.
cancur (II)
Kırmızı, siyah erik.
dili kırkma
Sığır cinsinden olan hayvanların soğuktan dilleri üzerinde çıkan siyah kabarcıklar.
kodak (II)
Dul kadının ikinci kocasının yanına götürdüğü çocuk.
dil balığı
Yassı, dil gibi ince uzun kalkana benzeyen bir cins balık.
yabrı (I)
Düşük ve uzun kulaklı hayvan.
dilaltı (II)
Konuşmaya engel olduğuna inanılan dil altındaki et.
avkırmak (III)
Çalmak, aşırmak.
dikim (I)
Bayır.
vodurdamah, vodurdamak
Homurdanmak.
yabansoğanı
Peynire de konulan, sarmısak tadında bir ot.
alasakça
Saksağan.
yağdıran
Yağmur getiren lodos yeli.
vişşek
Yayık.
elekçi
Çingene
cakkav
Hoppa.
eğir (II)
Arıların çıkardığı bir çeşit salgı.
vızılamak
Arı, sinek vb. uçarken sürekli vızzz diye ses çıkarmak.
eğirmek
Hayvanları bir araya toplamak.
verevine
Çapraz, verev olarak.
koçhar
Yaban koyunu.
eğim
Bir insanda doğuştan gelen özellik ya da yetişme gücü, istidat, anıklık.
dınmamak
Aldırış etmemek, değer vermemek, tınmamak.
büzüşmek
Büzülmek, büzülüp toplanmak.
üzeriyüklü
Gebe.
üzüt
Sıska, renksiz, hastalıklı.
üşek
Vaşak.
efelek (II)
Herkesin söylediğini yapan, iltifattan hoşlanan, iltifat meraklısı (kimse).