Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 149/159 · üyeye göre sıralı
atgu
Büyük, kalın, kadın başörtüsü.
sürgün (II)
Filiz.
sürsalmak
Saldırmak.
yadırğı
sürüntü (II)
] Çok gezen kimse. (
ataklaşmak
] Karşılıklı ağız kavgası yapmak, atışmak. (
aşuraşı
] Aşure. (
yığıntı
] Toplantı. (
süvecek
] iş yaparken giyilen giysi. (
süyem
] El ölçüsü, karış. (
yabanlı
şabla
] Labada. (
şakımak (II)
Parlamak, ışık saçmak.
begirmek
şakşak (II)
El çırpma, alkış.
şakşak (IV)
] Geveze, (
yabaltı
] Büyük yaba. (
şallabut
] Dağınık, kötü giyimli, yakışıksız. (
aşlama (II)
Yeni dikilmiş fidan.
şapır
] Çok konuşan, geveze. (
zorsınmah
] Güç gelmek, isteksiz yapmak. (
şaplatmak
] Güçlü tokat vurmak. (
telbis (II)
aşgar
] Renk, boya. (
şarlağan
] Derelerdeki küçük çağlayan. (
şarlamak
şarlatan
] Yaramaz çocuk. (
şarmıta
] Hoppa, oynak, kötü yolda kadın. (
aspa çıksın
] Ne olursa olsun. (
vurgun olmak
] Aşık olmak. (
şavır
] Bilgi, duyuru. (
kacırğa
şayak (I)
Bir çeşit dokuma, bez.
şebek (I)
Topaç.
asıntı (I)
] Sırnaşık, asalak (
şerbetlik (I)
Sevinmelik, bahşiş.
şeremet
İvecen, tez canlı. (
vira
] Sürekli. (
şevenk
Coşku, neşe, eğlence:
kirlik (II)
Yorgan çarşafı.
asbap
] İç giysisi. (
arıstak
] Tavan. (
şıllık (II)
Tepinme, sıçrama, hoplama.
tecavüz
arık (II)
Suyolu.
şıpıdık (II)
] Sırılsıklam, suya batmış. (
vızık (II)
] Sinek. (
şırana
] îçinde üzüm ezilen tahta araç. (
şırıldak
] Suyu az akan çeşme. (
şırlağanyağı
] Susamyağı. (
şırtdüğüm
] Kördüğüm. (
ardınmak
Yüklenmek, yükü sırta almak, (Dereçine *Sultandağı -Af.
şıvgın (I)
kulunatçı
aralamak (V)
] Bir şeyden uzaklaşmak. (
kakıç (II)
Ucu demir kancalı, bir iki metre uzunluğunda değnek, zıpkın.
araçığ
] Aralıklı. (
şifon
Başörtüsü.
şifşirlemek
[->şipilemek -2]
şikerte
] Tarlanın küçük bir bölümüne dost için ekilen ekin. (