Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 157/159 · üyeye göre sıralı
kulunlamak
At doğurmak.
yandak
] Dikenli, tez üreyen bir çeşit yabanıl bitki. (
enek (III)
] Yassı, ufak, düzgün taş parçalan. (
kunna
] Kurna. (
kunnacı
] Doğurucu, gebe hayvan. (
endeze
] Araç. (
dirik (I)
[-> dirgez -1]
kuplamak
] Sepet vb. gereçlere kulp takmak, kulplamak. (
kurbat
Elisıkı, cimri.
tuz buzalamak
] Korkmak, heyecan duymak. (
kurtçalık
] Çoban köpeğinin boynuna takılan mahmuzlu demir halka. (
cimin
[-> cibin I) -3]
tühen
] Dükkân. (
tülbür
Saçı dağınık.
kurulğan
] Kendim beğenen, büyüklenen. (
kururak
] Kuruca, az kuru. (
kuruyakalmak
] Donakalmak, şaşmak. (
kusah
] Kolera. (
kuş (II)
Dokuma tezgâhında gücülerin üstündeki bir çeşit makara-lar.
kuşane
] İki yanında tutacak yeri bulunan büyük tencere. (
kuşkunmak
Gocunmak, sakınmak.
kuşum etmek
] Kuşkulanmak. (
kut
] Orta büyüklükte, sağlam (
kuylamak
Çukura gömerek saklamak:
tülki
] Tilki. (
tülüdü
] Düzenci, vurguncu, kötü özellikleri olan kimse. (
kuzzik
] Kambur. (
küd
] Eli ayağı tutmayan, inmeli (
zıypınmak
] Kaymak: Ağacın başından zıypındım. (
emişmek (I)
Birleşmek, yapışmak, kaynaşmak :
külek
Su kovası.
külhaş
] Kırılıp dökülerek ufalanmış, parçalanmış. (
emik
Zurnadan çıkarılan ince, duygun ses.
eline yıkamak
] Umudunu kesmek. (
kümük (II)
Topraktan çıkarılan yuvarlak, küçük kökler.
zıvga, zıvğa
] Dar paçalı şalvar. (
elganamı
] Elinden iş gelmeyen beceriksiz. (
künde
] Hergün, günde. (
tüngümek (I)
] Zıplamak, atlamak, sıçramak. (
elevay
] Tembel, beceriksiz. (
künlük
] Tütsü olarak yakılan ağaç sakızı, günlük. (
küpdüşen
] İri, ekşimiş, içi çabuk kararan bir çeşit armut. (
küpecik
] Kulplu, küçük küp. (
elbir etmek
Elbirliği, işbirliği yapmak.
elağuna
] Göremeden bir şey arama, el yordamı. (
kürüf kürüf
] Sürü sürü. (
türkü çârmak
] Türkü söylemek, okumak. (
küsü dutmak
] Darılmak, konuşmamak. (
cibil (II)
çığız
[->çığız I) -2]
lalık
] Dilsiz. (
lata
] Palto. (
leb
Yapıda kerpiç aralarına konulan çamur.
ma (I)
Sığır sesi. (
sibsi
[-> sipsi I) -1]
tütün
Duman.
tüve
] inek yavrusu. (
diveyh
Dibek.
egef
] Boyunduruğu sabana bağlayan, yaşken eğilerek yapılan ağaç halka. (
mahal
Dik kafalı.