Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 163/247 · üyeye göre sıralı
çimbita
Kare şeklinde kesilen hamurun iki köşesinden sıkıştırarak yapılan bir çeşit makarna.
lapatga
Kalın saçtan yapılmış kürek.
lap (II)
Avuç içi.
cırtlık (III)
Süpürge yapılan bir çeşit ot.
lâlek
Leylek.
tahtalıçerken
Altıgen biçiminde yapılan uçurtma.
tahşut (I)
Ürün.
laçın (I)
Kartal.
ede (II)
Dinle anlamında kullanılır.
ecit mecit
Anormal denecek kadar çirkin.
çıbıl
Yayık.
kütlemek
*Küt*diye ses çıkmak.
ecin
Cin, peri, şeytan, ecinni.
talçığını almak
İlkbaharda hayvan çok yiyerek şişmanlamak, semirmek.
cırnık (III)
Karatavuktan biraz büyük, benekli bir kuş.
kürütgü
Saman toplamaya yarayan tahta araç.
kürü (II)
Yumurta.
çepinlemek
Tarlayı çapalamak: Bugün havayı güzel gördüm de bahçeyi çepinledim.
küre (IV)
Düzgün odun yığını.
çenge (III)
Çene: O kadar çengesi kuvvetli ki bir lâfa başlasa akşama kadar bitmez.
çenge (I)
Avuç, el.
çemilemek
Kol ve paçaları sıvamak: Çemilende çaydan öyle geç.
çenge (II)
Duvar köşesi.
küncüt
Susam: Küncütle bal çok iyidir.
cırmak (V)
Ağaç köklerindeki lifler.
tomatır
Yığın.
çelik (VII)
Yünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman: Keziban çelik eğiriyor.
çeltek (V)
Kabuklu pirinç.
küllü (III)
Külü çok olan toprak.
çelen (VI)
Yakışıklı (delikanlı).
çelep (I)
Tanrı.
çel (II)
Yaramaz (çocuklar hk.): Bizim çocuklar çok çel ; hiç rahat durmuyorlar.
çevk (II)
Çevik olan (kimse): Çevk gel ha. Senin çocuğun ayağın çevkmiş.
çipil çipil (III)
Gözün çapaklı olduğunu anlatır.
darcın
Tarçın.
küdür
Mısır unundan yapılmış küçük bazlama.
ebelek sebelek (II)
Saçma sapan, abuk sabuk, anlamsız, ipe sapa gelmez söz ya da eylem.
çatırık (II)
Toprağın don tutma zamanı, çok soğuk (hava hk.).
aylan
Açıklık, meydan.
çatan (I)
Saman taşımağa yarar büyük sepet, küfe.
çatlankoz
Bir cins yabanî ot, hindiba.
özü geçmek (IV)
Acıkmak.
fidi (II)
Fide.
çantay
Büyük keten torba.
düzleme
Düzlük yer.
akbaldır
Tarlada yetişen ve yenen bir çeşit ot.
çarıh
Çarık.
kurgaz (I)
Kurak: Hava bu yıl kurgaz gidiyor.
şirlez
Duvar yapılırken araya dökülen sulu çamur.
kuramba (I)
Dolandırıcılık, düzen: Kurambaya mı çıktın.
kulaçlamak
Vuracak gibi yapmak: Kulaçladı ama vurmadı.
şular
Teyel.
düşük (III)
Tandırda pişerken küle düşerek orada pişen ekmek, ekmek parçası.
cücen (III)
kuba (IV)
Kuş ve kümes hayvanlarının tüyden tepeliği.
cübel
Yan, yan taraf.
cüce (IV)
îdare lambası.
coca (I)
kövke
Beyaz kil.
köteşi
Ihlamur kabuğundan örülmüş araba döşemesi, araba yatağı.