Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 165/247 · üyeye göre sıralı
korkot
îri öğütülmüş mısır unundan yapılan bir çeşit yemek.
korit
Bir yaşına kadar olan erkek keçi.
konşu
Komşu.
çantay
Büyük keten torba.
ceynak
Kuş ve tavukların göğsündeki çatal kemik, lades kemiği.
kombalak atmak
Takla atmak.
döygel
Dayanıklı.
koltuklamak
Pohpohlamak, abartmak, övmek.
koltak
Küçük oda: Koltukta söylenen koltukta duyulur.
döşdük
Kadınların iş yaparken kullandıkları önlük,
toluk (II)
Davar derisinden yapılan yayık.
kolay (II)
Zayıf.
dörünmek (I)
Pişman olmak.
dönerge (I)
Çark.
kofa (I)
Yemiş sepeti, küçük sepet.
döneğen (I)
Sözünde durmayan.
coca (I)
kodalanmak
Kavga etmek istemek, kafa tutmak.
cevcev (II)
Bir toplantının veya işin en kızgın ve hareketli anı.
ayak tutmak
Öncülük etmek, söz açmak.
ciskal
Kıvılcım.
cübel
Yan, yan taraf.
cilek
Yabanî çilek.
kirti (I)
Ciddi, doğru.
cibil (II)
kirinmek (I)
Kendine verilen işi başkalarına gördürmek için tembellik etmek, üşenmek: Kirinme, kalk git de gel.
cüce (IV)
îdare lambası.
kirik (III)
Kısa kılçıklı, başağı dört köşeli buğday.
taşkala (I)
Alay, eğlenme.
gafulluk
Fundalık.
pırt gözüne
Nazar değmesin anlamında kullanılır.
taşlanguç
Tavuk midesi, taşlık.
cıvıklamak (I)
İshal olmak.
kilitliiğne
Çengelliiğne.
cırmak (IV)
Kaçmak.
doyış
Ucu kıvrık, ince ve uzun kulaklı keçi.
kızıllamak
Haksızlık etmek.
dorukluk (I)
Genellikle çam, köknar, ardıç fidanlarından meydana gelen orman, fidanlık.
donluk (I)
Çamaşırlık.
adanat
Ekin demetlerini arabaya yüklemekte kullanılan üç çatallı alet, dirgen, anadut.
tarkıtalaş
Delik deşik, paramparça.
dondurma (I)
Beton: Kuyuyu dondurma ile yaptırdık.
dondon böceği
Karafatma denilen böcek.
kıvıç (I)
İnce çam dalı, çamların iğne gibi olan yaprakları: Hasan korudan çok kıvıç kesmiş.
cenev
Göğüs, bağır.
alaz ataz
Baştan savma, acele.
kıtır (VI)
Ateşte kızartılıp, ufak parçalara bölünmüş yufka ekmeği: Gel, sana kıtır yaptım vereyim de ye.
cıngıllı (II)
Oynak, şımarık (kadın hk.).
cücen (III)
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
cıdamak (II)
Sabretmek.
domuzağırşağı
Buhurumeryem denilen bitki.
ayafta
Nazlı büyütülmüş, beceriksiz, işe alıştırılmamış.
cıdıl
Elin en küçük parmağı.
ceğan
Karışık atılmış veya yığılmış ot, arpa, buğday sapı.
cerp çekmek
Zorlamak, mecbur tutmak.
kırnı
Kene.
avura etmek
Asma çubuklarını toprağa gömerek yeni kökler elde etmek.
cıba (VII)
Domuz yavrusu.
cıdır (V)
Gurur, onur.