Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 166/247 · üyeye göre sıralı
tepecombalak kılmak
Takla atmak: Çocuklar bahçede tepecombalak kılıyor.
doyış
Ucu kıvrık, ince ve uzun kulaklı keçi.
kızıllamak
Haksızlık etmek.
dorukluk (I)
Genellikle çam, köknar, ardıç fidanlarından meydana gelen orman, fidanlık.
donluk (I)
Çamaşırlık.
adanat
Ekin demetlerini arabaya yüklemekte kullanılan üç çatallı alet, dirgen, anadut.
cübel
Yan, yan taraf.
tentürük
Topaç.
dondurma (I)
Beton: Kuyuyu dondurma ile yaptırdık.
coca (I)
dondon böceği
Karafatma denilen böcek.
tenzif
Kadınların süs olarak özellikle feslerine taktıkları gümüş zincir, altın dizisi vb. şeyler.
kıvıç (I)
İnce çam dalı, çamların iğne gibi olan yaprakları: Hasan korudan çok kıvıç kesmiş.
cenev
Göğüs, bağır.
alaz ataz
Baştan savma, acele.
kıtır (VI)
Ateşte kızartılıp, ufak parçalara bölünmüş yufka ekmeği: Gel, sana kıtır yaptım vereyim de ye.
cilek
Yabanî çilek.
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
domuzağırşağı
Buhurumeryem denilen bitki.
ayafta
Nazlı büyütülmüş, beceriksiz, işe alıştırılmamış.
tellibaba
Mercimekten büyük, kara benekli, bostanlara dadanan bir çeşit böcek.
ceğan
Karışık atılmış veya yığılmış ot, arpa, buğday sapı.
pulul
Biçilmiş ama demet yapılmamış ot ve ekin yığını.
telermek (II)
Kumaş eskimek, incelmek.
kırnı
Kene.
avura etmek
Asma çubuklarını toprağa gömerek yeni kökler elde etmek.
telgövnek
ince kabuklu, sarımsı bir çeşit üzüm.
kırık aramak
Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.
cibil (II)
cıvıklamak (I)
İshal olmak.
kırgıt (II)
İçi güçlükle çıkan ceviz: Cevizler hep kırgıt çıktı.
kırarmak
Saç ağarmak: Senin saçların kırarmış.
dolağalmak
Bollaşmak, yığılmak, yığılıp durmak.
cıngıllı (II)
Oynak, şımarık (kadın hk.).
kılır
Çiçeklerindeki tohum sapları kürdan yerine kullanılan, bazı yerlerde kuş yuvası denilen bir ot.
dodik
Çocuk ayağı.
kıkırdamak (II)
Soğuktan donmak.
kıkaç (I)
Eğik olarak dizilmiş, arkaya doğru eğilmiş şeyler.
cıdır (V)
Gurur, onur.
dobuç (I)
Cam bardak.
kıbış (II)
Saçsız, kel.
dizkor
Güreşecek deveye takılan ufak çanlardan yapılmış süs.
cerp çekmek
Zorlamak, mecbur tutmak.
cıba (VII)
Domuz yavrusu.
kıbal (I)
Yüz.
diz donu
iç donu.
cıdamak (II)
Sabretmek.
kevzen (II)
Verimsiz, çorak toprak.
kevzen (I)
Tembel, işini ağır yapan.
cıdıl
Elin en küçük parmağı.
cırmak (IV)
Kaçmak.
ciskal
Kıvılcım.
kevik (V)
içine ot basılmış hayvan derisi.
dirneştirmek
Toplamak.
keşenk
Kırmızı, özlü yapışkan toprak.
calbuk
Leblebi.
cakılı
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk.
kesme aşı
Kesilmiş hamurdan yapılan çorba.
yankeş (II)
Şaşı, gözünün tekini kapatarak bakan.
cebelleşmek
Kavga etmek, sataşmak, çatmak.