Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 176/247 · üyeye göre sıralı
kürkün
Bir çeşit ot, hodan.
laklak çalmak
Dedikodu etmek.
laydar
Ot ve ekin saplarının düşmemesi için arabanın yanlarına konulan parmaklık biçiminde özel kapak.
leğançe
Küçük leğen.
löbet
Nöbet.
lungur
Huni.
macın
Ham, olgunlaşmamış, ekşi.
maga
Sopa, baston.
mağsım
Çok küçük çocuk.
maha
Evlerin çatısında köşelerden çatının ortasına doğru uzanan direklerden her biri, mahya.
mancarak (II)
Çakır gözlü (kimse).
mardavul
Ham meyve.
medder
Güç : Yürümeye medderim yok.
merç (I)
Bahis: Bu oda 6 m.dir, istersen sennen merce gireyh.
merdenos
Maydanoz.
mıdırdanmak
mırız (II)
Küçük kalmış, cüce (hayvan, genellikle katır için).
mısmıllamak (III)
Canını yakmak, çok dövmek.
mışılamak
Uyurken ses çıkarmak.
mızırganmak
Çocuk mızmızlanmak, bir şeyi sürekli istemek, çok söylenmek.
muncuh
Boncuk.
murcalık
Çiçekleri eflâtun renkli, yaprakları cacığa katılarak yenilen yumru köklü bir ot.
murçalıh
Topraktan çıkarılarak yenen beyaz renkte, ince kabuklu ve tatlı bir çeşit yumru kök.
mücessem
Oyalı kadın başörtüsü, yemeni.
neçiye
Kaça, kaç kuruşa.
nelbeki
İçi düz, büyük, bakır sahan, lenger.
ohla
olçum (II)
Doktor.
omrav
Omurga.
oñuşmag
Yara kapanmak.
orşak
Sacayağı.
orum (IV)
Yatak.
oyunduruk
Sık ağaçlık.
önese
örek (III)
Duvar.
öşelemek
Bir şeyi iki avuç arasında ovalayıp ezmek.
ötöğün
paldım dudak
Kalın dudaklı (kimse).
papı (II)
Ayakkabı (çocuk dilinde).
patel
Ayakları çarpık olduğu için iki yana sallanarak yürüyen (kimse).
patı (IV)
Eylemlerin sonuna gelen şimdiki zaman eki: Geldimpatı.
peğ (III)
Yazın koyunların sağıldığı çitle çevrilmiş yer, ağıl.
peşgidan
Tuzlanmış torba yoğurdu.
pıh etmek
Kesmek (çocuk dilinde) : Oğlum gel keçiyi pıh edelim.
pine
Çarıkların, yemenilerin altına vurulan kösele parçası.
pişinti
Yemek gereci : Pişinti alamadım.
pormut (II)
Kumaş ya da elbise kırışığı.
pörtelek
Böbrek.
puhar
saab
iye, sahip.
sağılmak (II)
İyi etmek.
sala (I)
Sırayla ekimde köyce ekime ayrılan yer.
salaklama atmak
Birşeyi gelişigüzel fırlatmak, atmak : Salaklama atılan taş az kalsın başıma geliyordu.
sananak
Tekerleme.
sayak (I)
însan ya da hayvan ayak izi.
sergi (II)
Balkon.
sına (I)
Araba tekerleğinin çemberi.
sırıncımak (I)
inat etmek.
simiş
Baş parmakla işaret parmak arasındaki uzaklık (el açık durumdayken).