Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 177/247 · üyeye göre sıralı
soymaça
Dilimlenip kurutulmuş, hoşaflık elma, armut.
söbelen, söbeleñ
Yenilen bir cins sivrice mantar.
sövüt
Söğüt ağacı.
sözkesti
Nişandan önce yapılan küçük toplantı : Yarın Osman*la Ayşe*nin söz kestisi varmış.
suma (I)
Yüz, surat: Hasan'ın sıtması aynı bizim arkadaşa benziyor.
susam susam
Suyu az ve tatsız (meyve için).
südü bozuk
Soysuz.
sümükleğen
süngülüç (II)
Uzun boylu, zayıf.
şañgır şuñgur
Büyük bir gürültü çıkararak (kırılan bardak, çanak vb. için).
şeftali
Öpücük.
şırat
Yağı ve peyniri alındıktan sonra arta kalan süt suyu.
şişirtmek (II)
Surat asmak, dargın durmak.
şolen
Şölen.
şukga
Kısa mektup, betik, pusula (eski hükümdarların yazdığı)
şüşe (I)
Şişe.
takış (I)
Teke.
talas (II)
Köşe.
talaz (II)
Motor ve kayıkların yan tahtaları.
tamşa (I)
Eğlendiren, güzel ve tatlı konuşan, geveze.
taşağırı yer
Toprağı verimsiz yer.
tavatir
Zorlu, tanınm ş
tenger menger
Paldır küldür (yuvarlanma için).
tenlenmek
Nemlenmek, ıslanmak.
terekeme (I)
Dalgın, düşünceli : Niçin öyle terekeme terekeme yürüyorsun?
tıhlım tıhlım
Tıka basa (dolu olma için).
tıram
Topraktaki kil tabakası,
tırkanaş
Suyunu çekerek lapalaşmış (yemek için) : Yimek tırkanaş olmuş.
tırlamak (II)
Birdenbire öfkelenmek, kızmak.
tıyrak (I)
Korkak.
tifrin
Yunus balığı.
tivermek (I)
İtivermek.
tiyatora
Tiyatro.
tolaz (I)
Başıboş, işsiz güçsüz, serseri.
tor (III)
İnci gerdanlık.
toslamak (III)
Gaz çıkarmak, yellenmek.
tömek (II)
Ekin yığını.
tulukmak
Durmak, olduğu yerde kalmak: Top işte burada, taşın dibinde tulukmuş.
tuturuk etmek
Gereksiz yere kendine ait olmayan bir şeyi bekletmek, alıkoymak, kapatmak.
tüken
Dükkan.
tüylübaba
Kır çiçeği.
uçgun (II)
Gelgit akıllı.
uçkunmak (I)
Bir şeyi çok isteyerek, sevinerek yapmak, yapmaya ivmek: Okula uçkunarak gidiyor.
uçkur çomağı
Dona uçkur, lastik takmaya yarayan, ucunda ip bağlı değnek.
uf (I)
Yara (çocuk dilinde).
ulfar
Süsen.
umça
Kütük, kök.
urçuk
Öreke.
uş (IV)
Üç.
üskere
üykülmek
Uçmayı denemek.
varangelen (II)
Maden ocaklarında taşıma yapmakta kullanılan elektrikli, tel üstünde çalışan araç.
yalabık (VI)
İvedi: Yalabık git, yalabık gel.
yalbır (I)
Parlak.
yalınayak
Yoksul.
yalın yalburdak
Çıplakayak, yalınayak.
yanbegi (I)
Yamacın enine (yol, gidiş için).
yangun
Hınç, öfke.
yanışlamak (I)
Yansılamak, alay etmek.