Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 191/247 · üyeye göre sıralı
peşdil
Kadınların önlerine bağladıkları iş önlüğü.
sonkesti
Tavuğun en son yumurtası.
sorunca
Sorgu.
hordan (I)
İleriden, oradan.
pervede
Domates salçası.
soymak (I)
Mısır koçanını saran yapraklar.
hopur hopur hoplamak
Yerinde duramamak, hoplamak.
soyondurmak
Sündürmek, çekip uzatmak.
soyruğu
Yatak çarşafı.
söğe (II)
Ocağın iç yanı, odunların dayandığı duvar.
perkmek
Burkulmak, incinmek.
sölegen
Çok konuşan, geveze.
moz
Hayvanların kanını emen bir çeşit sinek.
yalı gitmek
Gemi, kıyıdan gitmek,
söve boy
Uzun boy.
hopbirtaş
Beştaş oyunu.
oturakyeri
Makat, kıç.
söykelmek (I)
Dikilmek, hafifçe doğrulmak: Yılan süratle giderken birdenbire söykeldi.
söykük
Yastık.
belirgat
Ev makarnası.
sufat
Surat, yüz, çehre.
ardınmak
Yüklenmek, yükü sırta almak
homa durmak
Baş yerde, ayaklar havada durmak.
bağırgan (I)
Tarla sarmaşığı.
sullap
Salya.
hom (I)
Deniz dalgası.
holliklamah
Gelişigüzel savurmak, atmak.
yüyecek
Bulaşık bezi.
hohol
Toz, çöp, gübür.
acı çubuk
Amerikan bağ çubuğu.
şirpeden
ivedilikle, tez olarak.
bağlantı (I)
Bir işin veya sözün sonu, sonuç.
supa
Sıpa.
hogal
Toprak damlı evlerin tahta saçağı.
hoduma
Tabaklanarak boyanmış, cilalanmış deriden yapılan çizme.
pencük etmek
Yırtmak, eskitmek: Bir haftada pencük ettin.
közbek
Kağnı okundaki ağaçları birbirine bağlayan ağaç parçası.
möhteç
Muhtaç.
südümen
Mayayı tam tutmamış yoğurt.
süğsünü düşük
Başı önüne eğik, süngüsü düşük.
muşuldamak
sülepe (II)
Kaydırak oyununda kullanılan yassı taş.
hodra
Lâdes.
sümdüklük
Arsızlık, pisboğazlık, başkasının yiyeceğinden isteme.
aruv
Güzel.
pelese (I)
Taze soğan, soğan fidesi,
bel getirmek
Meniyi indirmek.
bahasınmak
Pahalı bulmak.
peçe (V)
Tarlaları sulamak için ana arktan ayrılan küçük su arkları.
sünet etmek
Yeni dikilen bağın gereksiz sürgünlerini ilk kez budamak.
bahçalamak
Fındık ağaçlarının küçük ve kuru dallarını temizlemek.
sürecek (II)
Damlardan kar süpürmeye yarayan tahta araç.
sürecek (IV)
Çocuğu yürümeye alıştırmaya yarayan, tahtadan yapılmış tekerlekli bir çeşit araba, yürüteç.
bahşış
Evlenecek erkeğin kız tarafına verdiği para ve eşya, başlık.
belevurt etmek
Ölçüp karşılaştırmak.
sürünmüş
Kaymış, kaymaya yüz tutmuş, yerler.
hodalak (I)
Küçük kavun, karpuz.
pazak
Zayıf, yağsız et.
avrana (III)
Ağzı büyük, büyük ağızlı.
balağız (I)
Balmumu.