Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 194/247 · üyeye göre sıralı
örü (III)
Ağıl.
ören (IV)
Harçsız örülen duvar.
tapışmak
Buluşmak, görüşmek: Gene ikiniz tapıştınız.
başkahağı
Başa kakmak işini anlatan zarf: Düğünüme gelmedi diye başkahağı yaptı. Nerede görse yüzüme vuruyor, başıma kakıyor.
öngüllük
İnatçılık.
taptabı (I)
Mısır unundan yapılan bazlama.
önezelemek
önüne çıkmak, yolunu kesmek.
koduç (II)
Düzeltilmiş öküz ve inek boynuzu.
ölüzger
Yel.
yatsılık
Gece yatmadan önce yenilen çerez.
tarkıtalaş itmek
Darmadağın, paramparça etmek: Bir dinamit gocaman gayayı tarkıtalaş etti.
tarlagoz
Her çeşit balık tutmaya yarayan ağ.
ölüşkemek
Bitkiler, çiçekler güneşten tazeliğini yitirerek pörsümek, solmak.
ölen (II)
Öğle, gün ortası.
tasık
Küçük çömlek.
taslamak (II)
Yapılacak bir işi aklından geçirmek, tasarlamak.
hıçır
Beceriksiz: Ne hıçır bir adamsın.
taşdöven (II)
Ayakta olan yara.
nabal
Günah.
hıcıltı
Öksürürken boğazdan çıkan hırıltılı ses.
başsedir
Bir odanın en iyi yeri: Şuna bak, geçmiş başsekiye oturagomuş.
ölçek (II)
Avcıların kullandığı fişeğe, barut ve saçma koymaya yarayan araç.
hezan (II)
Bir odalı ev, bahçe kulübesi.
heyyah (I)
Keçi ve koyunları yürütme, geri çevirme ünlemi.
süreget süregel
Durmaksızın, arka arkaya, sürekli.
öğrelemek
Sallamak: Beşiği öğürle.
öğrek (V)
Kaburga kemikleri.
öğörsemek
İnek, davar çiftleşmek istemek.
küteşek
Yuvarlak küçük odun, kütük.
hevenk (III)
Havan.
öcütmek
Korkutmak.
taydurmak
Hayvana yük yüklenirken, daha önce sarılmış olan yanı eğilmesin diye tutmak, dengelemek.
öcelen olmak
Korkmak.
taysal
Tembel.
tazar (I)
İvedi, tez: Bu mektup tazardır.
asbap
İç giysisi.
heşek (II)
Hayvan sürüsü.
heşek (I)
Bez dokurken dokuma arasına geçirilen iki kat bükülmüş kalın iplik.
oyru (I)
Gövde.
tedülülü şaşmak
Ne yapacağım şaşırmak.
teftana
Haşarı, yaramaz.
tegere
Kışlık odun yığını.
hester
Katır.
bavrıyık
Bavrımış, bir işde pişmiş (kimse).
otyağmuru
Güneşli havada yağan iri taneli yağmur.
asıntı (I)
Sırnaşık, asalak (kimse).
oturak (I)
Emekli.
herü
Be, yahu anlamında kullanılır.
sürüntü (II)
Çok gezen kimse.
osurganböğcüsü
Pis koku çıkaran bir böcek.
bayguş
Baykuş.
bayak (II)
Taze olmayan bayat: Bu ekmek çok bayak.
sütlü
Sütlaç.
arpacuh
Arpacık denilen göz hastalığı.
bayrım (I)
Cuma.
yeleğen (III)
Köpek.
arpacıl
Tahıl tarlalarında bulunan serçe büyüklüğünde bir çeşit kuş.
ortaküm
Perşembe.
hergos
Sabanın tarlada bıraktığı iz.
küşetlemek
Kollamak, gözetmek: Onu küşetliyorum, elime geçse döveceğim.