Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 195/247 · üyeye göre sıralı
bece (III)
Arı oğulu.
temreotu
Temriye hastalığını iyileştirmek için kullanılan, küçük ve çok yapraklı, sulu bir çeşit ot.
zagel (I)
Bağ, bahçe, tarla işlerinde kullanılan küçük kazma.
çağrı
Çağırma, davetiye.
orcuk
İğ, kirmen.
batık (III)
Çok besili, yağlı hayvan.
batbat (II)
Yaprakları ağılı bir çeşit bitki.
tepecik (I)
Büyük sap yığını.
baştaner
Kalın kereste.
kodes
Kümes, dar yer.
arpa armudu
Arpa zamanı yetişen, sulu, yeşil renkli bir çeşit armut.
şabla
Labada.
yığman
Kısa boylu, etine dolgun.
terece (III)
Buzağının doğduktan sonra bir süre korunduğu yer.
herdayım
Her zaman.
beleni beleni
Rahatça, sereserpe, döne döne (yatmak fiili ile birlikte kullanılır).
terkes
Ters, aykırı.
aşgar
Renk, boya.
terkimleşmek
Biriyle belli bir yer ve zamanda buluşmak için anlaşmak, sözleşmek.
olacacı
Büyümeye, gelişmeye elverişli, gürbüz.
herav
Lodos: Herav esti karlar eridi.
ohşaş
Benzeyiş.
ahah (II)
Akak, su yatağı.
şakşak (II)
El çırpma, alkış.
çente
İçine öteberi koymaya yarayan kıldan dokuma çanta.
hepek (II)
Tuzak, kapan.
oğcalamak
Bir şeyi iki avuç arasında sıkarak ovuşturmak.
henöm
Az önce, daha şimdi.
odekli
O kadar.
bellûr
Cam, billur.
tevâtir itmek
Büyütmek, abartmak: Tevâtir itme de şunu olduğu gibi ağnat.
obruk (I)
Doymak bilmeyen.
şakşak (IV)
Geveze,
teyellemek
Koşmak.
teyelti (III)
Sonradan sökmek üzere dikilen kalın, eğreti dikiş.
başına dönmek
Yalvarmak, yakarmak.
bendek (III)
Kul, köle, öksüz.
tezce (III)
İvecen: Osman her işte tezcelik eder.
tezerger
İp eğirmeye yarayan bir araç.
başdanak
Kışın erkeklerin başlarına sardıkları yün başlık.
baş çadırı
Şemsiye.
tıhı (I)
Domates.
tıkmak (III)
Fiske.
tıkmaklamak
Gagalamak.
başbadarak (I)
Baş, idare eden: Baş yok badarak yok.
henek (III)
Pay, hisse.
koçkuz
Kırlarda toprak altında yetişen, ceviz büyüklüğünde, siyah kabuklu, yenilen bir kök.
tınsırak
Aksırık, hapşırık.
tıntı
Ufak, sapsız bıçak.
tıraka (V)
Çalım, kibir.
heme (II)
Çocuk oyunlarında hedef, kale, çukur.
yenikli
İçi böceklerce yenmiş (nohut, mercimek vb.).
noksa
Muska.
nofut
Nohut.
arkasınmak
Arkalanmak, güvenmek: Üç dört kişi bir olmuş adamcağızı doğuyorlardı, bizi görünce arkasındı.
çıkışmak
Alım satımda mal ederini korumak: Bu fiyata çıkışmaz ki vereyim.
tilek
Arzu, dilek.
nigeriç
Ateş küreği.
şallabut
Dağınık, kötü giyimli, yakışıksız.
timinnağı
Altı okkalık tahıl ölçeği: Timinnağı doldu mu?