Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 197/247 · üyeye göre sıralı
tuzluca
Kavrulmuş tuzlu nohut.
mumya
Arıların kovan deliklerine tıkadıkları macun.
tüğtü
Keser ya da balta başı.
mulak (III)
Et, sepet vb. şeyleri asmaya yarayan, çatallı ağaçtan yapılmış çengel.
tülüş (II)
Kabarık, karışık saç.
tümün
Hep, bütün.
tündürmek (II)
Birini korkutup ya da aldatıp kaçırmak: Onu tündürmezsek bize burada iş yok.
bızık (I)
Sıkıntı.
hatgagan
Ağaçkakan.
bızik (II)
Kıçtan çıkan ucu sivri yara.
türük (I)
Yünden ya da keçi kılından dokunmuş ufak azık torbası.
yiribik
Çavuşkuşu.
haşuran
Bahçelerde kendi kendine çıkan ıspanağa benzer, yenen bir çeşit ot.
haşil (II)
Kullanılmamış eşya.
tütünlük (III)
Kadınların iş yaparken giydikleri giysi, önlük.
muhanat (I)
El, yabancı: Muhanatın kapısı zordur.
tüyeng
Tüfek.
hasılçarık
Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.
muğara
Baca.
küstürelemek
Tahta rendelemek.
uc (I)
Amaç: Herkes kâr ucunda.
hases (II)
Kıskanç.
ziplenmek
Saplanmak.
uçkunmak (II)
Korkmak, ürkmek: Çocuk öyle uçkunmuş ki ak pak olmuş.
zallak
Biçimsiz.
baravuz
Asma filizi, üzüm çubuklarının taze sürgünü.
mudulu
Üvendire.
möhre (I)
Nal delmeye yarayan bir demirci aracı.
uğralanmak (II)
Irgalanmak, sallanmak.
şevenk
Coşku, neşe, eğlence: Düğün evi bu gün şevenkli.
morutmak
Surat asmak, somurtmak.
mor badılcan
Patlıcan.
harttadak
Kaba bir ses çıkararak ısırmayı anlatır.
uğurluk (I)
Çocukların yemek önlüğü.
mitar
Dokuma tezgâhında tarağı aşağı yukarı çeken araç, gücü.
bihoş
Bihoş gelen bir tuhaf, değişik.
zama guşağı
Mencik sarılan ip.
mini (III)
Çocuklar için yapılan kalınca yufka ekmeği.
milâ
Çocukların oynadığı çelik-çomak oyunu.
ummazcadan
Habersizce.
umsutmak (I)
Umutlandırmak.
harmı
Ahşap evlerde tavanın örülmesinde kullanılan kereste, kiriş.
bapur
Vapur.
midere
Dölyatağı.
mızk
Gönül, can.
bilikli
Anlayışlı, akıllı, bilgili.
mıymışak
Cimri.
urya (I)
Düş.
mısırda
Mısır.
billenmek (II)
Yığılmak, toplanmak, birikmek.
mırlanmak
Mırıldanmak.
mıngıldak
Bıngıldak.
mıncırak
Tahterevalli.
uvant
Düz yüz: Kumaşın uvandı.
birgun
Öbür gün.
mıncık (II)
Hayvan tekmesi, çifte.
mıktık
Sus, ses çıkarma, aldırma.
uyuşturan balığı
Bir balık çeşidi.
harmanlamak (III)
Eşyayı kırıp dökmek, dağıtmak.
harmançalıh
Harman zamanı harmanlardan toplanan sadaka: Bu yıl üç defa harmançalıh verdim.