Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 198/247 · üyeye göre sıralı
ücük (III)
Köşe.
biş (II)
Çiş (Çocuk dilinde).
harkus
Saban izi.
üçleme (IV)
Üçü bir arada biten, fındık, elma gibi yemiş.
üfelmek (I)
Gelişmek, büyümek.
bitincisi
Sonu.
harhuş
Gelişigüzel, abur cubur, öteberi: Harhuş yemiş midesi bozuldu.
meşmel
Bir çeşit aşık oyunu.
ülük (II)
Zayıf.
mesmeye almak
Dinlemek, önemli saymak.
biye (II)
Bana.
banglamak
Bağırmak, seslenmek, çağırmak: Mehmet ağa yine bangladı, lâkin seslenmedim.
şıllık (II)
Tepinme, sıçrama, hoplama.
yollak
Yöntem: Bu işin yolla bu.
ünhengeme
Gürültü, patırtı, uğultu.
üreh
Yürek.
ürek (III)
Faiz.
bizim olan
Kadınların kocalarına seslenmek için kullandıkları söz.
bizzik
ürüklemek (III)
İrilerini seçmek.
ürümek (III)
Sabaha karşı davar, otlamaya kalkmak.
kocik (II)
Topuk kemiği.
boccik kemiği
Kuyruk sokumu.
üsgülü (II)
Değerli, sevgili.
merikman
Merdiven.
üstağacı
Dokuma tezgâhında çözgü ipinin dolandığı yuvarlak ağaç.
üstembelik
Üstelik, fazladan.
merese
Mirasçılar.
boçça (II)
Bütçe.
banakçı
Dilenci tabiatlı, anafordan karnını doyuran, pisboğaz.
üstüpi
Kendirden çıkarılan tarak artıkları.
zambır (II)
Sinir, asabiyet.
merehmet
Acıma.
şırana
îçinde üzüm ezilen tahta araç.
üteklemek
İtmek, iteklemek, itip kakmak.
yôrt (I)
Yoğurt,
şırıldak
Suyu az akan çeşme.
üvenlenmek
Ürpermek.
üymek (I)
Uyumak, yatmak.
menlez
Killi toprak.
şırlağanyağı
Susamyağı.
çiyan
Kızak.
menlemek (I)
Bir şeyin hızı azalmak, yavaşlamak.
valta (I)
Bataklık, sazlık.
vanvanlamak
Çok yaşlanmak, düşkünleşmek.
haraza (II)
Biçilirken tarlaya dökülen tohumlardan ertesi yıl kendiliğinden yetişen filiz.
harar (I)
Büyük sepet ya da küfe.
zandos
Deli.
yöğümsüz
Uğursuz.
menkiş (I)
Kulağın küpe takılan yumuşak yeri, kulakmemesi.
verha
Durmaksızın.
veriga
Ocak içine asılan zincir.
hapza
Birkaç yıl sürülmemiş, dinlenmeye bırakılmış tarla.
şıvgın (I)
vıcır vıcır etmek
Cıvık bir şeyle oynamak.
hap yutan
Saman aktarmaya yarayan dişli araç, yaba.
mencik (II)
Kedi yavrusu.
happak (I)
Çocuk yemeği.
namız
Kümes hayvanlarında mahmuz.
köveke
Toprak altından çıkarılan bir çeşit yumuşak taş.