Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 200/247 · üyeye göre sıralı
mamaca
Beceriksiz, işin kolayını bilmeyen.
balçak (II)
Balçık: Kış günü oldumu şu sokakların balçağından geçilmiyor.
hamşor (II)
Olgunlaşmamış meyve.
yamraşmak (I)
Yan gelip yatmak, tembellik yapmak, işi savsaklamak.
aval
mama (II)
Kısa boylu, bodur: Bizim kısrak mama kaldı.
namikör
iyilik bilmez.
malyar
Yaylalarda yetişen bir çeşit meşe.
kürez
Köpekle tazının birleşmesinden doğan melez yavru.
künlük (I)
Tütsü için kullanılan ağaç sakızı, günlük.
yancık (I)
Zırh.
balambıt (II)
Ağaç kesmek için iki kişi tarafından kullanılan büyük testere.
mal canlı
Malına çok düşkün olan.
poza
Arpa suyundan yapılan bir çeşit boza.
malata
Söğüt dalından yapılan çamaşır sepeti.
azucuk
Azıcık, az: Bana çok azucuk düştü.
yangabaz (I)
Biçimsiz gövdeli.
azcıktan
Biraz sonra: Süleyman, azcıktan gel de balığa gidelim.
yanıç (III)
Kız evinden güveye gönderilen giysi.
yanıç (V)
Biçimsiz.
buluş
Ölü evine gönderilen yemek.
yümüşak
Yumuşak.
burçuklamak
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
azbuç
Biraz, az çok.
pisenti
Az yağış, çisenti.
köşk (I)
Balkon.
kocacık (II)
Tandır kürsüsü altına konan çamurdan yapılmış mangal.
hampur
Aptal, salak.
damates
Domates.
burnu tığ
Mağrur, burnu havada, kazak.
burun tenefi
Burun deliği (Küfürlerde kullanılır).
mağallak
Tezgâhtaki ipleri germeye ve ayırmaya yarayan araç.
madraba
Ürün kaldırma zamanı sap, gübre taşımaya yarayan iki tekerlekli araba.
taar
Ağzı geniş, dibi dar su küpü.
yapıklanmak (II)
Dökülmüş, tarakta birikmiş saçlar, birbirine girmek, topaklanmak.
busak (II)
Kavak.
tabbasan
zaça
Kargaya benzeyen, kara renkli bir kuş.
azame
Düğüne çağıran kimse.
maber
Dokuma tezgâhında, ipleri tutmaya yarayan gücünün arkasındaki yuvarlak ağaç.
hambalcan
Tohumlanmış patlıcan.
tabla (II)
Tavla (zarla oynanan oyun).
lüğep
Ormandan açılmış tarla.
bübülük
Gül goncası.
hambak
Badem, ceviz gibi yemişlerin üzerinde bulunan yeşil kabuk.
yargaç (II)
Sepet örenlerin, çubukları düzgün bölmek için kullandıkları aygıt.
gamalak (I)
Bir cins çam ağacı.
yarlağân (II)
Taştan, tuğladan, kerpiçten yapılan ocak, maltız.
zambır (I)
Eşekarısı.
löküs (I)
Lüks lambası.
lökiye
Sardunya çiçeği.
lök (III)
Topaç.
bür (I)
Tomurcuk.
yasir
Esir.
tağara
Odun kesmeye yarayan keski.
tahanah
Engel, takıntı.
yassı yağarnı
Geniş omuzlu.
azalak
Bol, çok: Azalak insan geldi.
yaşıtlık
Bir çocuk hastalığı.
yaşıtlık düşmek
Yaşıtlık hastalığına tutulmak: Çocuğa yaşıtlık düşmüş; dolandırdık iyileşti.