Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 202/247 · üyeye göre sıralı
delbek
Darbuka.
avlaka almak
Çevirmek: Şu hayvanı avlaka alalım,
cedcare
Öfkeden yüzü sararmış, gözü kızarmış, sinirli (kimse).
cedvar
Ülker yıldızı.
güvül
İpekböceği.
güveyi donatmak
Damadı giydirme töreni.
güvermek (IV)
Gevremek.
tapan (II)
Eşik.
küngerlemek
Para sıkıntısına düşmek, işi bozulmak, işi ters gitmek.
güvermek (III)
Bırakmak, salmak.
gütçek
Çocuklar için yapılan türlü biçimde küçük ekmek.
gürcüce
Çerkeş tavuğu yemeği.
tapa yapmak (II)
Başa kakmak.
cevcevelenmek
Oyalanmak, isteksiz isteksiz konuşmak.
dıkak
Ağaç kapak, tıkaç, tıpa.]:
günsemek
Süt, yoğurt gibi yiyecekler güneşte bozulmak.
güngülüz
Gelincik.
güneyişmesi
Öğle ile ikindi arası.
tapbasan (II)
Ayağını yere sert vurarak yürüyen.
cıdal (II)
Mızıkçılık.
aret (I)
Arkadaş, dost, ahretlik: Aretim nereye gidiyorsun?
dinizimek
Dinmek, yavaşlamak (kar, yağmur, yel vb. için).
körserçe
Serçe.
gündem (II)
Döveni boyunduruğa bağlayan eğri ağaç.
cığırık
Araba tekerleği.
cığla (I)
Pulluk.
kiskiç
Çiğdem çıkarmaya yarar, sivri uçlu değnek.
gün balı
Güneşte hazırlanan pekmez.
gümüç
Tatarcık.
cıldır (I)
Az akan su.
cılğa
Bulanık akan su, sel.
taptamağ
Dövmek.
tarak (I)
Ayağın parmak kemikleri.
tartalamak
cımak (III)
Toprak altında kalan bitki kökleri.
zergi
Güçlük, üzüntü, ezinç.
taşağır
Verimsiz toprak.
gükgüven
Baykuş.
güğüm
Bakır su ibriği.
cıngıl (IV)
Eski, yırtık (elbise hk.).
cıngıllamak
Üzüm salkımının cıngıllarını koparıp ayırmak.
dolukmak
Ağlamaklı olmak.
kiriz (II)
Çok zayıf: Kiriz tazı.
cıp etmek
Yıkanmak.
güdülük (I)
Çobana verilen para.
cırhıt (II)
Kötü, kirli iş.
güden (II)
Testi.
taşlantı (I)
Kümes hayvanlarında taşlık.
cırtlak (VI)
Pek çabuk pisleyen çocuk veya hayvan.
gücüktene
Lâbada, pazı.
gücük (IX)
Zampara, çapkın.
cıştak
Arsız, utanmaz.
cıvalamak
Barbut oyununda zarı tutmadığını göstermek için avucu içinde onları şıkırdatarak serbest olduklarını anlatmak.
donuz
Domuz.
cız (III)
Sığır sineği, büğelek.
guzuluk
Küçük kuzuların kapatıldığı yer.
guyi
İlkel bez tezgâhı.
lapor
Rapor.
guşluh
Sabahla öğle arası.
aralıh (I)
Sofa, hol, koridor, aralık.