Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 203/247 · üyeye göre sıralı
tatavı (III)
Baştansavma ve tez yapılan iş.
zetin
Zeytin.
cibin (I)
Çamurlu toprak.
gurtlanmak
Kıskanmak.
tavli
Şişman.
körsek (II)
Issız, işlek olmayan yol.
ciğin
ciğit (II)
Çekirge.
ciiaa
Çocukların bir sürpriz karşısında sevinçlerini belirtmek için kullandıkları ünlem.
gurka
Kurbağa.
gurilla
Kolera hastalığı.
yellim
Ökse.
cilimak (II)
[-> cığızlanmak I]
yıllamak (II)
Hızla uzağa atmak, fırlatıp atmak.
gurdeşenek
İnsan bedeninde kabarcıklar yapan bir hastalık.
gurban (I)
Kardeş anlamında kullanılır, sevgi belirtir.
cincalap (II)
yımızık
Çirkin.
gungula
Küçük su testisi.
cinik (III)
Açıkgözlü.
cinni (I)
Cin, şeytan: Cînniler gelmiş.
cirs
Badana,
teheze
İşe yaramaz, yıpranmış durumda.
dönütmek
Uyum sağlamak, yakıştırmak.
civangaşı
Örgü ve dokumada bir nakış örneği.
civdirmek
Hayvanı gelişigüzel ve çabuk sağmak.
ciyfe (II)
İrin, pislik.
gumbar (I)
Koyun ve keçi gibi hayvanların kalın bağırsağı.
guluguş
Baykuş,
gulgulü (II)
Ağaçtan yapılmış kulplu su kabı.
arağa
Yapılarda duvar örülürken taşların arasına konulan ağaç, hatıl.
concoloz (I)
Bozuk düzen, karmakarışık.
condul
Bacakları kısa olan adam.
cora (I)
Sazın az telli ve küçük tiplisi.
guggu kuşu
Guguk kuşu.
cort etmek (I)
öğünmek.
zınkıldak (I)
Gevşemiş, oynamış.
cöğen (I)
Köpük helvası yapımında kullanılan, sıcak su ile karıştırıldığı zaman köpük olan, ağaç köküne benzer, açık veya koyu kahve renkli bir madde.
gubatça
Kabaca anlamında kullanılır.
cöpür cöpür
Hüngür hüngür (ağlamak hk.).
gözetdemek
Gözetlemek.
gözebi
Tırpan.
teksermek
Uygun görmek.
kızılsivri
Buğday ve arpanın toprakta ilk görünen ucu: Ekinler kızılsivri olmuş.
telek (II)
Hamamda kadın yıkayıcı, tellak.
aradam
Karasaban demirinin eklendiği, ve üstüne geçtiği ağaç parçası.
apçalamak (I)
Düzensiz yürümek.
ölenece
ölünceye değin.
gözdemek
Gözlemek, beklemek.
teleme (III)
Cansız, güçsüz, cılız.
göz bulağı
Gözle burun arasındaki çukurluk.
zınkılhıç
Tahterevalli.
cürük (II)
Çok koşan at.
göylek (II)
Küçük su fıçısı.
telkırmalı işleme
Sırma ve gümüş tellerle tülbente yapılan bir çeşit iş örneği.
çağırıcı
Davetçi, davet eden (kimse).
telletme (I)
Tuzlanan vişne, koruk ağzı kapalı kapta çalkalanarak yapılan bir çeşit yiyecek.
temincik
Az önce.
gövertme (III)
Çok sulu ayran.
çahcavar
Çene eklemlerindeki aksaklıktan dolayı hayvanın geviş getirmesine engel olan hastalık.