Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 210/247 · üyeye göre sıralı
döyümlü
Sabırlı, tahammüllü: Döyümlü bir yüreği varmış.
döyüş
Kavga.
adağa
Tavlanmış, ekin ekilecek duruma gelmiş toprak.
gara avu
Ormanlarda yetişen ve taflana benzeyen bir bitki.
tuğmen
Tavuğun başındaki kabarık tüy, tepelik.
ganere (III)
Çok zayıf.
ana ini
Nişandan sonra kızın annesine gönderilen hediyelik kumaş.
ganara köpeği
Mezbahalarda beslenen köpek.
gamiyon
Kamyon.
dustak
Tutuklu.
tuğs
Kuluçka tavuk.
puç (I)
[-> piç]
düğü
Pirinç
ayustu
Ayak üzeri, ayak üstü, ayakta: Ayustu durma, gel otur!
düğen (III)
Bir çeşit dokuma tezgâhı.
galloş
Ahlaksız.
gallep
Yabanî güvercin.
dünle
Sabah erken, gün ağarmadan: Yarın sabah ava gideceğiz, dünle kalk.
gallengop
Hepsi birden, topluca.
galevra
Gelişigüzel.
galefet
Zayıf, çelimsiz.
tunnuk tunnuk gitmek
Çok uzaklara gitmek.
galdırmak
Kaldırmak.
attar
Köylerde hayvanla gezici satıcılık yapan.
anadan ırafan
Doğuştan rahvan olan tay, kısrak, beygir.
gahraman
Kahraman.
tuta
Meyveleri elle toplama.
gagala (II)
Dolu: Öyle gagala yağdı ki, yerler bembeyaz.
gadaş (I)
Arkadaş.
tutak (I)
Sabanın elle tutulan bölümü.
gadar (III)
Ateş.
gadafi
Kadayıf.
puñara
gaçınmak
Kaçınmak, çekinmek.
gabye
Bir çeşit yelken.
efirikli
Düşüncesiz.
efir küfür etmek
Kızgınlıkla ağzına geleni söylemek, küfretmek.
ege
Kendinden yaşça büyük olanlara denir.
egiş
Sitem.
ılgın (I)
Parça, bölüm.
eğarberi
Öteberi, ufak tefek.
tutamık
Yardımcı.
tuturuk (II)
Çalı çırpı gibi kuru, ince yakacak.
tuz buzalamak
Korkmak, heyecan duymak.
eğin (I)
Boy bos, endam.
gabak (IV)
Meşe kozalağı.
furuç
Fırında kurutulmuş armut.
kırnık (I)
Kel.
eğsıran
tülbür
Saçı dağınık.
fot fot
içi boş ağaçtan yapılan ve su ya da başka bir şey atan çocuk oyuncağı.
êkini
Onu.
ekşime
Hoşnutsuzluk.
ırbıh
îbrik.
oğendere
Üvendire.
tülüdü
Düzenci, vurguncu, kötü özellikleri olan kimse.
elçiti
Mendil.
kırık (X)
Ufak kulaklı kara keçi.
fiyen
Yığın.
türkü çârmak
Türkü söylemek, okumak.