Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 212/247 · üyeye göre sıralı
eylük
İyilik, yardım.
kındap
Sicim: Tütün dizmek için 1,5 kilo kındap aldım.
atsız (II)
Yüzük parmağı.
uz (III)
Çok.
üçleme
Kareyi dörde bölen çizgiler üstünde üçer taşla oynanan bir çeşit oyun.
basra
Bağlardaki.külleme hastalığı.
fiske (III)
Böğürtlen.
fitil
Kazları beslemek için verilen bir çeşit yem.
üfülemek
folaz
Boş, çürük.
at memegi
iri, uzun taneli, beyaz bir çeşit üzüm.
üklemek (II)
Yüklemek.
amasiya
Uzun zaman taze kalan bir çeşit üzüm.
kıncık (I)
Düzenli ve temiz: Kıncık kadının kızı kıncık olur.
gaban (II)
Yaban domuzu.
evzelemek
El ile araştırmak.
ülkütmek
Ürkütmek.
gagaç (V)
Uzun burunlu (kimse).
gagan
Gırtlak.
kölgöy
Gölge: Dağlara kölgöy düştü.
sarıot
Havuç.
saartmek
Koşmak, yetişmek.
etiş
Gürültü: Dışardaki etiş nedir?
galım
Aygıt.
kabartlak
Sıkıştırmadan gevşek (ölçeğe doldurulan un vb. nesneler için).
ürgen deyneği
Üvendire.
ürpemek
Birden korku, tiksinti duymak, ürpermek.
eşgirtmek
Koşmak, seğirtmek.
ürüsüm
Gelenek, görenek, töre.
ganara (III)
Çok yiyen, obur.
sâbon
Toprak dam.
gangırtmak
İncitmek, burkmak: Osman ayağını gangırttı.
eşelmek
Unutulmuş bir söz ya da olayı yeniden ortaya çıkarmak, alevlendirmek.
kıl tuzağı
Tilki, sansar ve kuş tutmak için, dere üzerine at kuyruğundan kurulan tuzak.
eşek kömürdeği
Eşeklerin çok yediği bir çeşit ot.
eşek kengeri
Kökü tatlı, dalları dikenli bir bitki.
kakıç
Ayıp, kusur.
eşek helvası
Enginara benzer bir çeşit bitki.
eşek alması
Yazın yetişen, lezzetsiz bir çeşit elma.
garımak (I)
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı.
eselmek (II)
Esnemek, yaylanmak.
garmak (IV)
Olta, zincir çengeli.
saçbağ
Kadınların saç örgülerine takarak omuzlarının arkasına sarkıttıkları altın ya da gümüşten yapılmış süs aracı.
esâalet
Bilerek, isteyerek, kasten: Esaâlet söyledim, gulağına değsin de, utansın diye.
alverci
Tüccar.
erlenmek
Cin çarpmak.
başçın (II)
Baş, önder.
kakırdak
Kavrulmuş iç ya da kuyrukyağından kalan posa, kıkırdak.
eriyip akmak
Çok zayıflamak.
gavsak (III)
Fındığın kurumuş yeşil kabuğu.
erişif
Cin, peri.
gayda (II)
Düzen, usul, yol: Nasıl işler gaydasında mı?
üşem
Yaramaz, tembel.
ergimat
Dirgen.
gayıran
Dövüşen iki kişiden birini tutan (kimse).
ütek
Sıcağı seven.
ensalkı
iniş aşağı.
ütlemek
Ayırmak, seçmek.
kıldır gücük (I)
Ufak tefek, çelimsiz.
kalaba
Kalabalık, çokluk.