Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 216/247 · üyeye göre sıralı
dölenbek
Topaç.
yelbirdek
Eski, yırtık (nesne).
salyancı
Vergi toplayan görevli, tahsildar.
dölcek (II)
Kuzunun doğduğunu müjdeleyen çobana sahibinin verdiği bahşiş.
küçükana
Babanın küçük erkek kardeşinin karısı, yenge.
hartuşlamak
Karıştırmak: Sobayı hartuşla ki yansın.
hasıllamak (V)
Bir kimseyi iyice dövmek.
hastauş
Hastalıklı, zayıf.
haşaldak (II)
Yonga.
haşıl (V)
Sıcak suda ıslatılmış çamaşır.
kaynanadili
Bir çeşit kaktüs.
haşırlı
Kullanılmamış yeni elbise.
yemiş
Leblebi.
döğgel (II)
Kalınca, kabaca: Biraz döğgel eğir.
yemişen
Bir çeşit yabanıl ağaç ve meyvesi, alıç.
yemlik (II)
Keklik avlamak için yapılan tuzak.
hazın (II)
Toprağın hafif ıslaklığı: Bu yıl hazın yok, kurak şimdiden kendisini gösteriyor.
pişek (II)
Tulumda ayran yapmaya yarayan araç: Pişeği kaldırıp indiriyor.
samarık (IV)
Aptal, bön.
hegi
Eğer, şayet.
donaklı
Süslü.
yeregeçen
Havuç.
heletek
Çamaşır sepeti.
helhela
Evecen (kimse): Ne helhelasın.
dombul (I)
Omuz.
dombay ineği
Dişi manda.
domal
Tepe.
kaysak
Çıban, yara kabuğu.
ağlamsı
Ağlamaklı, ağlayacak gibi.
hesilemek
Özlemek: Nerimeyi pek hesiledim.
kazıl
Keçi kılından yapılmış ip.
yetik (II)
Güçlü.
dolmaç (I)
Yastık.
hıdıksınmak
Alışmak, huy edinmek.
yéyinti (II)
Açık, zimmet.
hıllo
Giyinişi düzensiz olan, kendine yakıştıramayan, gelişigüzel giyinen (kimse): Bu kadın çok hıllo.
yığıntı
Toplantı.
doğduya gitmek
Yeni doğum yapan kadına gözaydına gitmek.
yıkıp yümürmek
Zarar vermek.
hımiklemek
Genizden konuşmak.
dodan (I)
Siyah, kırmızı renkli, zehirli büyük arı.
dizağurşağı
Dizkapağı.
yılhı
At sürüsü.
hındık (II)
Aç gözlü, arsız.
hındırgan
Düğün davetçisi.
yitük
Yitmiş, kaybolmuş.
hıntışmak
Atışmak, dalaşmak, kavga etmek.
hıppırık
Balgam.
yiyecen
Obur.
yoğurmak
Çiftleşmek, aşmak.
yoka
înce.
kesilik
Çamaşırlık.
par (II)
Deneme, deney.
diştir (II)
Halı ve kilim dokunurken ipleri sıkıştırmak için kullanılan bir aygıt.
oğrah
Yol üstünde dinlenme, konaklama yeri.
hış (III)
Sus anlamında emir.
dirkemek (II)
Yanyana ya da arka arkaya bağlamak: Deveyi eşeğe dirkeyiver.
diri (IV)
Pazar.
sancah
Arı iğnesi.
dirence
Kol demiri, destek.