Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 218/247 · üyeye göre sıralı
sarma (I)
Denk ya da sandıkların çevresine yapılan çember.
pasa (III)
Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak vb. yabancı nesneler.
dındıklamak (I)
Yavaş yavaş hareket etmek: İki saatten beri dındıklayıp duruyorsun, gel şunları temizle.
dınarmak
Dimdik ayakta durmak, dikilmek.
zıkkıltı
Ağılan, öl anlamında ilenç.
dılar
Çocuk beşiğine konulan şilte, yatak.
ıldır ıldır ıldıramak
Parıl parıl parlamak.
sarot
ılgartmak
Kavgayı kışkırtmak.
dığan (IV)
Suyun hafif toplandığı yer, çukur.
zılgır
Başıboş, işsiz.
ılıfıt
Rafadan yumurta.
kepet (II)
Semer.
kosı
Kuluçka.
kepet (I)
Köpek.
ılışıyıl
İki yıl önce.
zırtalmak
Kavgada meydan okumak, kabarmak.
alemşat
Ara bozucu, ikiyüzlü.
ahdıman
Öç.
zırto (I)
Kayısı kurusu.
ıñırsınız
Hastalığı iyiliğe yüz tutan.
zıvanadan çıkmak
Aklını oynatmak, delirmek.
ıpıpras
Uygun, tastamam: Bu babuç ayağıma ıpıpras geldi.
kepçecik (I)
Yağmur duası.
aşkol
Aşkolsun, bravo.
zibillik
Çöplük, çöp kutusu.
derdim ayı
Sonbahar.
derametli (I)
Derli toplu yer, şey.
béştahta
Rahle.
depdüp deyip durmak (II)
Sendeleyerek, düşe kalka yürümek.
depdelek
Elinden iş gelmeyen,
zillenmek
Filizlenmek.
ibik (V)
Özlü, çıralı çam kabuğu: İbiği yakta oda aydınlansın.
lamba
Su tenekesi.
kevik (II)
ziveden
Birden.
zivlemek
Belli etmeden sessizce kaçmak.
dencik
Kümes hayvanları ve kuşların kursağı.
zoba
Soba.
demrek (II)
Kalın ağaç, çatıda kullanılan en kuvvetli ve kalın ana ağaç.
delmik
Çaydanlık, demlik.
ikincilikli
ikincüklü
İki tarafı da idare eder biçimde (konuşma için).
zobcuk (III)
Beceriksiz, hantal.
ilankaç
Dönemeçli yol.
deliçıbık
Amerikan asması.
ilbiz (IV)
Cin, şeytan.
pata (III)
Eşit, eş durumda.
ilemlik
Pişmanlık.
delgüç (II)
Köylü kadınların giydiği çarşaf, yeldirme.
zobzekil
Saygısız, iyi eğitilmemiş.
delce (II)
Bir bitkinin kılçıklı olan tohumu, delice: Buğday çok delceli.
del (II)
Dişi köpek.
zoh zoh
irinli yaranın zonklayarak ağrıması için.
zontor (II)
Abartı, pohpoh.
değiz
Deniz.
illik (II)
Derli toplu olmayan, derbeder (kimse).
zorlama
Çok çalışmaktan el, ayak, kol vb. organlarda görülen şişme, incinme.
ônük
önlük.
kepçe burun
Bir çeşit yaban ördeği.