Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 22/159 · üyeye göre sıralı
kazayağı
Su kıyılarında biten ve yenilen bir çeşit ot.
berkimek (II)
İyileşmek, sağlamlaşmak.
kaykı (I)
Arkaya doğru eğik, eğri.
çuvaç
Güneş.
bakal (I)
Karatavuk.
iğlemek (I)
Zayıflamak.
ısıcak (I)
Sıcak.
iğne yurdu
iğne deliği.
kılavlamak (I)
Keskin-letmek, bilemek.
gargı (II)
Avcıların barut, saçma ve kapsül koydukları üç gözlü teneke ya da ağaç kap.
yazgı (II)
Alınyazısı.
damla
İnme, felç.
gıygı (I)
Bir çeşit keman. ] s
değmek (II)
Olmak, olgunlaşmak ].:
öndüç (I)
Ödünç.
kızık (I)
Öfkeli, sert, kırıcı.
kırçal
Kır saçlı insan ya da kır tüylü hayvan.
gözleme
Sacda pişirilen yağlı ince ekmek. ],:
biliş (I)
Tanıdık.
daldaşak
Çırılçıplak.
bozyörük
Üstü hafif benekli, uzun bir yılan.
altı parmak (I)
Sırma işlemeli, altı yol çizgili veya çiçekli ipek kumaş, bu kumaştan yapılan gelin elbisesi.
suvak (I)
Sıva, badana.
çıtlak (I)
Kıvılcım.
kösem
Çobana alışkın ve sürünün önünde giden dört yaşında keçi, ya da koyun.
tomsumak
Somurtmak, surat asmak, küsmek.
güren (I)
Kızılcık.
ilkilmek (I)
Su birikmek, toplanmak.
dangırdak (I)
Deve, sığır, koyun sürülerinin önünde giden hayvana takılan, kalın saçtan yapılmış çan, çıngırak.
gubuz (I)
Yalan, palavra: Emme gubuz atıyor.
cıdırgı
Titiz, sinirli.
hakırdamak
Kahkahayla gülmek.
tamu
Cehennem.
yola vurmak
Uğurlamak.
ağ bakla
Bevaz kuru fasulye.
bişe, bişe (I)
Bir şey.
göğ (I)
Gökyüzü.
sinirmek (I)
Sindirmek, hazmetmek,
gıymık
Küçük ve sivri tahta ya da kemik parçası, kıymık.
döşürüklü
Derli toplu olan, düzeni seven, becerikli
daşlık (I)
Kümes hayvanlarının midesi, katı, taşlık.
teprenmek (II)
Hastalık ya da kapanmak üzere olan yara yeniden azmak, yinelemek.
kırıtkan
Kendini beğenmiş, mağrur.
humayın
Amerikan bezi, patiska.
badas
Harman kalktıktan sonra kalan artıklar.
gavara (III)
Yellenme.
göğnük (I)
Az yanmış, ateş karşısında renk değiştirmiş kumaş.
ovcalamak
Bir şeyi avuçta sıkarak ezmek, ovalamak, ufalamak.
gargı (I)
Kamış, bataklık kamışı.
lavgar (I)
Geveze, boşboğaz, palavracı.
tapanlamak (I)
Yeııi ekilen tarlanın tohumunu kapatmak için sürgü çekmek, düzeltmek.
geçgili
Sözü geçen, sözü etkili, beğenilen
çiğ kaymağı
Çiğ sütün kaymağı.
sindik (I)
Cıva.
dümbek (I)
Dümbelek.
ağzı dolu (I)
Kaba konuşan, söven, sövmeyi huy edinmiş.
sendiremek
Düşecek gibi olmak, sallanmak, sendelemek.
sünge
Ucunda ıslak bez bulunan, fırındaki kızgın külleri süpürmeye yarayan sırık.
yektaptan
Birden, birdenbire.
paşalı
Eskiden kadınların giydikleri yanları yırtmaçlı uzun giysi.