Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 23/159 · üyeye göre sıralı
yuntu
Bulaşık suyu.
paşalı
Eskiden kadınların giydikleri yanları yırtmaçlı uzun giysi.
ini (I)
Kayınbirader.
gurk olmak
Kümes hayvanları kuluçka olmak.
buzâdişi
Danaburnu denilen ve bitki köklerini yiyen bir böcek.
kıcık vermek
Dedikodu yapıp iki kişiyi birbirine düşürmek, kışkırtmak.
üflük
] Islık. (
cıngıl
] Küçük üzüm salkımı. (
berçin (I)
Perçin.
kıdık kıdık
Köpek çağırma ünlemi.
göğnü (I)
İyice olmuş meyve.
fırahtı
Parmaklık, çit.
kıstı (I)
Altınlardan yapılan bir çeşit gerdanlık.
çıtılgı (I)
Söğüt ve kavak ağaçlarının ince dalları:
gerenlemek (I)
Hava bulutlanmak, serinlemek: Hava ge-renledi.
gostak
Eda
gorsan
Sanki, güya.
cukurdatmak
İstekle yutkunmak.
handan (I)
Babası belli olmayan, piç.
kabayel
Lodos.
fıcıtmak
Atıvermek, kaldırıp atmak, fırlatmak.
güce görmek
Saldırmak, üzerine atılmak, vurmak.
küt (III)
Kesme özelliği, sivriliği kaybolmuş kesici araç.
gevgene (I)
NULL
silimsi (I)
Yemek seçen, boğazsız.
altı gıran arpa
Başağı altı sıral] olan arpa.
yalbır yalbır
] Işıl ışıl, parıl parıl. (
kendürük
Deriden, çadır bezinden yapılan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı, sofra örtüsü,
deh düşmek
Dikkat etmek, farkına varmak, dikkatle bakmak.
bolamadı
Bol, geniş, ferah.
maymaşak
Beceriksiz, sersem,şaşkın.
söyke (I)
Eğri yer, bayır, yamaç,
sunak (I)
Sulu yiyecekleri yemek için yufka ekmekten koparılarak kaşık biçimi verilen lokma: Sunakı bozulunca yemeği üzerine döküldü.
çon (I)
Kalça, but.
kavuk (I)
Sidik torbası
çiten (II)
Bahçe ve ağılların etrafına çekilen çit.
küt olmak (II)
Kesici ve sivri araçların ağzı körleşmek: Bıçağın ağzı küt olmuş kesmiyor.
avla
] Bahçe, bağ çevresine ağaç ve ince dallardan yapılan çit. (
menevşe
Menekşe.
çencere
Tencere.
yayan yalbırdak
Binitsiz ve yalınayak.
gısga
Tohumluk küçük soğan.
gangıldak
Çok zayıf insan ya da hayvan.
sayımsamak
Önemsemek, saymak.
sekili (I)
Ayaklarında ak leke bulunan hayvan: Bu at sekilidir,
köz tavası
Ateş küreği.
yoşuk
Kullanılıp eskimiş, yıpranmış
pileki
Mısır ekmeği pişirilen, toprak ya da taştan yapılmış yuvarlak tepsi gibi kap.
küldöken
Kadın, eş: Bizim küldöken doğurdu.
cingan (II)
Cimri.
ineğimsağma
Gökkuşağı.
gers (II)
Kanalizasyon.
ölemez (II)
Tazeyken yumuşak olup hayvanların yediği dikenli bir bitki.
caynaz
Sıska, zayıf, cılız.
hoydak (I)
Başıboş, serseri
dikeme
Yokuş.
aç alavan
Aç açına, açken: Aç alavan çapa vurulmaz.
deramet etmek
Hazırlamak, sağlamak, toplamak.
heyva (I)
Evet.
bezik (I)
Soluk, rengini atmış.