Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 223/247 · üyeye göre sıralı
kolcak
Ceket, gömlek vb. giysilerin kollarının kirlenmesini önlemek için bilekten dirseğe dek geçirilen bir çeşit kolluk.
çımsıtmak (II)
Çıldırmak.
mıngıraz
Mızmız.
koldamca
Kullanışlı.
kaser (II)
Hatır, gönül.
kârzevil
Sabanda, hayvanın başını boyunduruğa bağlamaya yarayan ağaç parçası.
sezeklemek
Anlamak, bilmek istemek.
kolot
Kısa.
napuzar
Her yıl ekilebilen, toprağı kuvvetli, verimli tarla.
kınalı bödük
Havuç.
kumkertiz
Bukalemun.
sarıcarı
Yabanarısı, sarıca.
sığırkuyruğu
Sarı çiçek açan, tüylü yapraklı, kökü sağlam ve sert bir çeşit bitki.
çıhışdıh (I)
Dövüşme, karşı gelme.
sonaltı
Sona kalan.
kurti
Küfenin kolayca taşınabilmesi için hamalların sırtlarına aldıkları bez, çuval vb. şeyler.
sırımsıklam
Çok ıslak, su gibi.
çığırgan (I)
Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı.
kuşkulu
Uykusu hafif olan (kimse).
çıdılgı
Çalı çırpı.
kutuk (I)
Gaga.
kuvaldak
Aralık, az açık (pencere ve kapı için).
çıdçıdı
Çıtçıt.
sığlaşmak
Sindirmek.
çevtali
Şeftali.
çevrilmek
Dönmek: Başımda bir çevrinme var yeni peydah oldu, bazı arada çevrilip duruyor.
küdüret
Tavuğun karnındaki yumurtacıklar.
çevrik (IV)
Harman sonu kalıntısı.
külüklemek
Miskinleşmek, uyuşuklaşmak: Ahmet külüklemiş.
çevreçelen
Çepçevre.
çevlük (IV)
Çayırlık.
oğrak (II)
inanışa göre cin, peri çarpması.
küpsümek
Ekşimek, tadı bozulmak: Ayranı küpsümüş diye içmediler.
toh garın
Karnı tok, doymuş.
küpüç (II)
Maşrapa.
kürdüğü
İğ.
kartana (II)
Büyükanne, nine.
çeşni
Kurak toprakta yetişen kavun, karpuz ve sebze.
çeşmek (I)
Ağaç dalı.
çeşdiman
Köy bekçisi: Çeşdiman vazifesini iyi yapmamış.
kütan
Pulluk, saban.
kütlü (I)
Çekirdekli pamuk.
küzgü
Ayna.
biliyi
Az, azca.
bi yol
Bir kez, kısa süre.
laka
Eskiden mürekkep şişelerinin içine konulan kumaş parçası.
asta
Yavaş: Asta gitki sana yetişebileyim.
lallala
Salak, bön, beceriksiz.
lamba borusu
Lamba şişesi.
lampar
İri, kaba saba (adam).
sıkma (II)
Gömlek, bluz.
sınangı
Deney.
çerik çürük
Bölük, parça, işe yaramayan şey.
çereşme
Pulluk bıçağı.
patpatik (II)
Patlangaç.
çeremük
Erik.
köçekçi
Köçek oynatan kimse.
lehle
Zayıf, cılız (hayvan için).
lepiyh
Yapı işlerinde kullanılan, toprağın altından çıkarılmış, ince tabaka biçimindeki taş.
leşgarın
Çok yemekten karnı büyümüş kimse.