Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 224/247 · üyeye göre sıralı
çağırgan fatma
Eski evlerde çok bulunan siyah renkli bir böcek, karafatma.
liğ (I)
İplik eğirmekte kullanılan iğin eğri demir ucu.
loliklemek
Kâğıdı, yufkayı ya da herhangi bir şeyi yuvarlamak.
kurriş kurriş
Sıpa çağırma ünlemi.
lop olmak
Çürümek, içi geçmek (meyve, sebze vb. yiyecekler).
sındı (I)
Makas.
ödeşli olmak
Lades tutuşmak.
lökeş
Davranışları ağır, durgun (kimse).
sınıh
Kırık.
kurç (I)
Kaymağı alınmış sütten kestirilerek elde edilen yağsız peynir.
sınıhmah
Güçsüz duruma düşmek, zayıflamak, sararmak.
şavaye
Izgara.
ağara yatırmak
Daldırma yapmak, soğuktan müteessir olan veya kök salması istenen sürgünleri toprağa gömmek.
sınıkçı
çentek (IV)
Bıçakla, çubuk veya tahta üzerinde açılan küçük tırtık: Hele şuna, masanın kenarını çentek çentek etmiş.
tokga
Saç, kemer vb. nesne için toka.
çengelci
Zahire tüccarının, bir bölgedeki köylerden alım yapmak üzere görevlendirdiği kimse.
çenetlemek (II)
Parçalamak: Şu cevizleri çenetleyiverin.
pavkırmak
Sinirlenmek, bağırmak.
maçça (I)
maç maç (II)
Manda kovalama ünlemi.
karnal (II)
Karnı büyük insan.
çenetlemek (I)
İki parçayı birbirine bitiştirmek, kenetlemek: Şu demiri çenetleyiver Ali usta.
köpmek (I)
Kızarak bağırıp çağırmak.
payınsımak
Karşısındakine gücü yeteceğine inanmak, hiçe saymak, önemsememek.
çenelemek (I)
Köpek dayak yediği veya canı yandığı zaman kesik kesik ağlar gibi bağırmak.
abâbül
makak (IV)
İnsanın dizkapağı.
çemşik
Buruşmuş sebze veya meyve: Bu armut çok çemşik.
añız bozmak
Anızlı tarlayı sürmek.
mamıh
Kedi yavrusu.
körezimek
Ateş sönmeye yüz tutmak, körelmek.
mança
Manda yavrusu.
sırga
Küpe.
çelh
Harman savrulduktan sonra arta kalan yarı ezilmiş başak ve kaba saman.
karman çarman
Karmakarışık.
mantalik
Çelikçomak oyunu.
çekmen (I)
Kıl ve yün örgüsü, su geçirmez çuldan yapılmış, çobanların giydiği yağmurluk: Çoban, koyuna giderken çekmeni yanına almayı unutma.
kösküç
Ateş karıştırmakta kullanılan tahta araç.
masıra (II)
maslah
Sersem, aptal.
avruk (III)
Hasta.
sav (II)
Benzer, gibi: Yayla savı yer.
maşina
Makine (her çeşit).
mavraşkıl
Kefale benzer, yassı, pullu bir çeşit balık.
abıla (II)
Umacı.
çeğen
Baston, asa.
çegi
Çiftin çamurunu kazımak için yapılan demir.
çegesek
Çok konuşan kimse, geveze.
çeçeron
Açıkgöz olan kimse.
meçük (I)
Zayıf, avurtları çökmüş (kimse).
meçük (III)
Kedi.
kötü yara
Frengi, cüzzam vb. hastalıklar nedeniyle oluşan yara.
medeklik
Dişi manda sürüsü.
meğene (II)
Üvendirenin ucundaki yassı demir.
çebres
Çengel, kopça: Pantalonun çehresi kopmuş.
çaytak (II)
Düz taban.
melemetlemek (I)
Onarmak.
kardeş haleti
Gelin evden çıkmadan önce, erkek kardeşinin ya da vekilinin damat sağdıcından aldığı para.
menek (III)
Yün dokuma motifi.