Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 238/247 · üyeye göre sıralı
kınnık
Kama, bıçak vb. gereçlere kın yapmak için hazırlanan ağaç, meşin.
kıpıtmak
Göz kapaklarını az aralayarak bakmak.
kırbız
Ateşli hastalıklara em olarak kullanılan yüzü pürüzlü, morumsu al, keçiboynuzu çekirdeğine benzeyen bir çeşit boya maddesi.
kasık
Yünden örülmüş, peştemal üzerine bele sarılan iki santimetre eninde kuşak.
dadak (VIII)
Çocuk dilinde gezmeye gitme, gezme.
dablak (II)
Ablak suratlı.
dabandoru
Yayan, yürüyerek.
kırç etmek
Kapı açılırken ses çıkarmak.
çüçkürmek
Aksırmak.
patanaz
Çamurlu, kaygan yerde kayarak, yürüyememe.
çumkuştu
Toplantı.
çötanak
Bir dalda bir arada bulunan üç beş fındık.
çöpüllenmek
Kirlenmek.
kerek (II)
Eyer takımı.
çöç
Çocuk dilinde ekmek.
kırf etmek
Hastalık, yatağa düşürmek.
çorazlamak
Binaları kireç ve çamurla sıvamak.
kıcır (V)
Etli, yağlı, semiz : Kıcırı yerinde.
kırgı
Küçük parça: Odunun kırgısı.
çomata
Ramazanda, yemeği ile birlikte ahbap veya akrabaya iftara gidip birlikte yemek yeme.
kırık dökük
Ufak tefek
çolar (II)
Üç dört öküzle çekilen yük.
çoka (I)
Tarla ve bağlardaki taş yığını.
kırık kırtık
kırkır
Geveze, çok konuşan kadın.
çizgi (III)
Bez ve halı tezgahlarına uzunlamasına gerilen sıra sıra boy iplikleri, çözgü.
çiyenek
Hamur, tarhana, yoğurt vb. nin suda ezilmeyen parçaları.
çivşik
Dolu.
çivmek (I)
Gizlice bir şeyi almak.
kınık (X)
Genizden konuşan, hımhım.
çitimek (VI)
Tarlanın etrafını çitle çevirmek.
çisan
Sarmaşık.
çirpik (I)
Fasulye kılçığı.
çirmik
Bahçelerin, sulanmasında kullanılan suyun geçmesi için duvar altından açılan delik.
çipildik
Göz çapağı.
kıtıl
Yatağın, yorganın iç astarı.
kıvrık (II)
Dönemeç: Aha, yolun şu kıvrığına varınca sağa dönersin.
kıyık etmek
Az açmak, aralık bırakmak.
çilimburi
Ateş böceği.
çikmen
Hamam havlusunun konulduğu bohça.
kirik (II)
Bıçak.
çik durmak
Aşık atıldığında çukur tarafı üste gelmek üzere düşmek.
çifte asa
Patiska.
çifte (II)
Süt makinasında ayrılan yağlı kısmın konduğu ağaçtan yapılmış kab.
alarmak (II)
Gözleri açarak, dik dik bakmak.
çifin (I)
Fundalıklarda, ormanlarda yetişen 3 -4 m. boyunda olan sarı ve zehirli bir çiçek.
çiçük
Asıl peynir alındıktan sonra kalan sütten, başka bir peynir yapmak için karıştırılan maya.
korsümbül
Damlara döşenen toprakların arasına konan hamam külü.
kocabörüklü
İri damlalı, uzun süre yağan, güçlü yağmur.
çıvmak (II)
Ağaç, filiz vermek.
çıttır
Ufak.
çıtmulamak
Bozmak.
koğa (I)
Arı kovanı.
çıtırgu
Küçük dolu tanesi
çırmıt (II)
Parçacık.
kokarganak
Kötü kokulu bir çeşit ot.
kört (I)
Dağların tepelerindeki çukur, çukur tarla.
kösteğe
Çoban.
çıldırtı (II)
Su hışırtısı.
çıldırık (II)
Gözbebeği.