Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 240/247 · üyeye göre sıralı
peçeriz
Sarp, dik.
cumbuldamak (I)
Su bol ve gürleyerek akmak.
cullap (IV)
Meyvenin dalda sık ve olgun oluşu.
kuzzik
Kambur.
pardı (III)
Bir çeşit çakal.
pasmanıka
Patlatılmış mısır.
cugal
Küçük çorba kazanı.
cucul (III)
Bir çeşit küçük darı.
cörgül
İnce, zarif.
cöfer (III)
Güç, kuvvet.
cozak (II)
Çürümüş meyve.
pepil pepil
Kekeleye kekeleye : Ahmet korkusundan pepil pepil konuştu.
pester
Domates salçası.
col (II)
Yabanî çilek.
pırpıtér olmak
Acı ve ölüm korkusuyla çırpınmak, tepinmek.
popul popul
Küçük, tombul (çocuk için).
künlük
Tütsü olarak yakılan ağaç sakızı, günlük.
portdamah
Dışarıya fırlamak, şişmek: Ahmet'in karnı birdenbire portdadı.
citcibiro
Çalıkuşu.
küpdüşen
İri, ekşimiş, içi çabuk kararan bir çeşit armut.
pencik pencik
Parça parça.
pumburi
Atsineğine benzer bir çeşit sinek, büvelek.
pumpuri
püfü
Maltız (ocak).
pürsenek
Fındığın tırtılımsı biçimdeki erkeklik organı.
pürtül pürtül (I)
Pürüzlü (yüzeyler için).
pürtül pürtül (II)
Parça parça (kumaş, bez vb. şeyler için).
küştah
İstek.
cinbat ellemek
Saklamak.
cimete (VII)
İçlenmiş lahana.
sandık gecesi
Salı gecesi erkek evinden geline gelen sandık için yapılan eğlence.
cimete (II)
Gürültü, kavga.
sarıhıdır elması
Bir çeşit elma.
cimcimelik
Bataklık.
cimcim arısı
Sarı renkte yabanî arı.
sayaklanmak (I)
Düzleşmek, kütleşmek : Mıhlar sayaklanrmş atın ayağı kayıyor.
cibil cibil
Yaranın sulanmasını anlatır.
selmin kalmin
Bağımsız olarak, korkusuzca.
cızırdatmak (I)
Seri ve güzel yazı yazmak.
cıyrık
Pamuktan tohumları ayıran makine, çırçır.
cısdır yapmak
Yufkanın bir tarafına yağ sürülerek saçta ısıtmak.
cırtlambuk (I)
Hayvanların yaralarından çıkan irin.
aksarhan
Bir çeşit tohumluk buğday.
sıpar (II)
İzmarit balığı.
cırtıgaz
Ekilmeyen, tarlalarda yetişen geniş yapraklı, hatmi çiçeğine benzeyen çiçekler açan bir bitki.
pepeka
Süt.
cımbıldatmak (II)
Duyurmak, sezdirmek.
sivrelmek
Boyu uzamak, büyümek.
siyez (II)
Biçimsiz, sevimsiz, çirkin (insan ve hayvan için).
so (II)
Sucuk kurutmaya yarayan, üstünde çengelli çiviler bulunan sopa.
cığıştatmak
Zincir, çakıltaşı gibi şeyleri birbirine sürterek veya sallayarak ses çıkartmak.
cığatay
Et suyu.
cıdırlı (III)
Kirli.
cıdık etmek
Didiklemek, parçalamak: Seni cıdık cıdık ederim.
malaşmak
Görgü kurallarına uymaz biçimde, yayılarak oturmak.
maman
Göksulu armuduna benzeyen, iri bir çeşit armut.
cevramak
Gayret etmek, çalışmak.
mamer
Dokuma tezgâhında iplik germeye yarayan yuvarlak ağaç.
surul
Eskiden, bitlenmemeleri için çocuk başlarına sürülen sulandırılmış kırmızı cıva.
pere (I)
Yaprak: Bir pere kağıt.