Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 241/247 · üyeye göre sıralı
suya varmadan çemrenmek
İşin nereye varacağı belli değilken olmuş gibi davranmak, paçaları sıvamak.
cenillemek
Hafiflemek, yavaşlamak.
ceniköz
Üvez.
manğar
Sığırların boynuna takılan ağaç halka.
cengil (I)
Yavaşça.
cen (II)
Küf, bar.
şaabı
İri, söbe taneli, büyükçe çekirdekli, sert, geç olgunlaşan bir çeşit üzüm.
şalıka
Çocukların yemek önlüğü.
akiye
Orkinos balığı.
cegert (II)
Rumi takvime göre eylül ayına verilen ad.
şıf (I)
Soğan, sarmısak, pırasa gibi bitkilerin tohum sapı, filizi.
cebcebe
Özellikle tuvalet malzemeleri koymakta kullanılan, on santim eninde, yetmiş beş, yüz santim boyunda ve üzerinde küçük cepler bulunan işlemeli bir bez: Cicili micili bir cebcebe diktim.
şıkırdım (V)
Oynak, kıvrak.
caynal coynal
Karmakarışık, eğri büğrü.
cavır combalak
Tepe takla.
masteli
Hayvanların yal yedikleri kap.
perikturmek
Evcilliğini yitirip kaçmak, yabanıllaşmak.
mazarrat
Engel.
tamsı
Damla, sızıntı : Bu yıl gökten tamsı düşmedi.
cangalak
Dağ yüzündeki tarla.
cancır
Yoncaya zarar veren bir çeşit tırtıl.
tapırdamak (III)
Birine hoş görünmek için onursuz davranışlarda bulunmak.
camgur
Şalgam.
camgöz (II)
Üzüm teveklerinin köklerini mahveden bir kurt.
camat
Saç demeti.
calanmak, calanmak
Dökülmek.
bülme
Oda.
taylamak (IV)
Yük hayvanın sırtından yuvarlanmak.
bulkuluk
Bulutlu, kapalı hava.
bulcumak
Avunmak, kendi kendini teselli etmek.
meleñgiş
Çitlenbik.
bucula
Küçük su değirmeni.
bökuremek
Su yerden kaynayıp çıkmak.
melki
Al, yenilebilen bir çeşit mantar.
tımıs (I)
Can, ruh : Tımısın çıksın.
tınçlıksız
Uslu durmayan, yaramaz (çocuk).
tıngıl tıngıl
Bir şeyin yuvarlanması için
böktelek olmak
Tavşanlar çiftleşeceği zaman bir araya gelmek.
tıpadak
Tıpatıp (uyma için).
meñges
Killi toprak.
bozarantı
Hafif boz renklilik.
bozal
Boz keçi.
tilki (II)
Yer altındaki su borularını tıkayan ince bitki kökleri.
botça (III)
Küçük Avanos testisi.
tiske (II)
İdare lambası.
merçemene
Pürüzsüz, renkli bir çeşit kertenkele.
merzuvan
Merdiven.
tohul (I)
Bir kimsenin ailesi içinde çaldığı para, eşya vb. şeyler : Ali'nin gelini tohul yüzünden ocağını batırdı.
tombuy
Bir avuç, bir tutam.
borza
Meyve fidanı.
boraza
Yeni dikilen asma çubuğu.
topuş topuş
Tombul ve sevimli (çocuk için).
boktan terazi
Derme çatma, bozuk düzen.
meşik
Çuval.
tôra (II)
Ta orada.
bokdan
Hayvan gübresinden yapılmış silindir şeklinde tahıl, kepek ambarı.
ahorak
İlkbaharda, çift sürerken öküzlerin otlamaması için ağızlarına takılan, ince dallardan örülmüş bir alet.
toz künge
Toz toprak, çerçöp, çöplük.
tönteris
Ters, aksi (kimse) : Tönteris adam.
tösdü
Serçe büyüklüğünde, başı koyu kül renkli, kuyruğuyla kanadı kınalı, parlak, kara tüylü, ince gagalı bir kuş.