Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 27/159 · üyeye göre sıralı
tombilik
Şişmanca, tombul.
bu kerez
Bu kez.
gıclamak (I)
hicran
iltihap.
karlangaç
Kırlangıç.
zegerdan
Orta boyda ayakkabı kalıbı.
diniş vermek
Kulak kabartmak, dinlemek.
kırış (III)
Pis, çirkin, pasaklı.
samıra
Gübre.
bi paça
Bir parça, bir avuç. ]
ulgalamak
Elle, seyrek dikmek.
kaypak (III)
İçi peynirli bir çeşit tatarböreği.
kepenek (III)
Kapak, kepenk.
şipdamak (II)
Sözü, saklanan yere ulaştırmak, kovulamak.
garkumak
Su birikmek.
dildamak (I)
Fazla gevezelik eden, gelişigüzel konuşan.
meğellemek
Toprağı çapa ile kabartmak, otlarını temizlemek.
şipşibi (I)
Ekmek yağlama gereci.
hiyye
Evet.
şirin (I)
Tath.
dığı (II)
Kuzu, oğlak.
yoklu
Yoksul.
cimeker
Cimri.
tereze
Pencere.
kadak (II)
İlinti, eğreti dikiş.
mızıldamak
Kendi kendine ve anlaşılmaz bir biçimde söylenmek, mırıldanmak.
halbuksam
Halbuki.
deldeli
Atmaca kuşu.
pırıldak
Yelle dönen bir çocuk oyuncağı, fırıldak.
çekişte
Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin.
kındım (II)
Züppe, hoppa, oynak, giyim ve gezmeye düşkün
kırcana
Küçük el şamdanı.
gümüşlüböcek
Ate,şböce-ği.
geleme (II)
İki yıl sürülmeyen, boş tarla.
arağ
İçki, rakı.
agaş
Kardeş, arkadaş.
çaha (I)
Çalı süpürgesi.
bellengeç (I)
Küçük çocukları yatırmak için yapılan salıncak.
benlik (I)
Kendini beğenme, övme, kibir.
concoloz (II)
Hortlak.
sıdak (II)
Yerli yersiz ağlayan, sulu gözlü.
akani
Arkadaş: Biraz dur akani, bir şey soracağım.
ağzını geveletmek
]Lâf karıştırmak, sözü gevelemek: işin aslını söylesene, niye ağzını geveletip duruyorsun.
hamhalat (II)
Beceriksiz, miskin: Sen ne kadar hamhalatsın.
yenişten
Yeniden.
güldürbaba
Gök gürültüsü
yabıldak
Yalın ayak, yaya
soğula
içi olgunlaşmamış taze ceviz, kestane vb.
billur (II)
Erkeklik bezi.
üçdaş oyunu
Bir eşkenar dörtgeni dörde bölen çizgilerin kesişme noktaları üstüne çakıl taşı konularak, karşılıklı oynanan oyun.
sövüş
Düğünde güveye arkadaş ve akrabalarının verdikleri armağan.
sulgu
Gevşek bükülmüş ipek, pamuk, yün v.b. şeyler,
tush
Kuluçka.
töngüldemek (I)
Kocamak, yaşlılıktan güçsüzleşmek.
böyuk
Büyük.
şeşhana
Av tüfeği.
şilliki
Sac üstünde pişirilen bir hamur tatlısı.
takatuka (II)
Karga, tilki, tavşan vb. hayvanların tarlaya girmemesi için direk üstüne yapılmış, su ile dönen ve bir yere vurarak ses çıkaran araç, fırıldak.
tangala
Sincap.
foraz (I)
Horoz.