Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 28/159 · üyeye göre sıralı
tatlımiyan
Toprak altında kalan bölümü hekimlikte kullanılan, iki çenekli, kapalıtohumlulardan bir çeşit küçük ağaç.
boğoz
Boğaz.
tay tay etmek
Yeni yürümeye başlayan çocuk ayakta durmak.
tıyırttak
Birdenbire, sessizce
hapas (II)
Saçta pişirilen yufkayı, ekmeği çevirmeye yarayan tahta araç.
tepelitoygar
Tarlakuşu.
tevküllü
Nişanlı: Ali·nin kızı benim tevküllüm.
terpaş
Salıan kapağı.
gübleği
Balta ve keserde sapın geçirildiği delik.
kokoçı
Umacı, öcü.
hımır
Cılız, sıska.
korzevil
Kara sabanda oku boyunduruğa bağlayan parça.
fah fah gülmek
Yüksek sesle, kahkaha ile gülmek.
ezgi (I)
Eziyet, sıkıntı.
kukar
Ucu eğri sırık, çengel.
kurka yatmak
Tavuk kuluçkaya yatmak.
kuşkuşotu
Yenilir bir çeşit yaban bitkisi.
kuzuk
Kambur.
kürenk
Harmanda ekin saplarını çekip dağıtmaya yarayan ucu eğri tarım aracı.
göne (I)
Gömlek.
doğuluk
Çocuk doğduğu zaman götürülen hediye.
dirçiklemek
Hayvan yavruları neşeyle sıçrayıp oynayarak tekme atmak.
lenga
Küçük çekül.
iya
Kaburga kemiği.
maneyli (I)
Tarlakuşu.
halta (II)
Geniş, bol.
dignemek
Dinlemek.
gönder (III)
Uğurlama: Gönderden geliyoruz.
hombu
Çocukları korkutmak amacıyla söylenen hayali yaratık, cin, şeytan.
hopçuramak
Sıçramak, atlamak.
nikart
Kuş gagası.
dandirik
Topaç.
dalabımak (III)
Bir yere tutunarak sallanmak, iki tarafı sabit ağaç veya tahtanın ortası sallanmak, esnemek, asılmak.
gogoş (I)
Yeşil ve iri kertenkele.
çönepe
Beceriksiz, uyuşuk.
ödgönç
Öykü.
beskili
Besili, semiz.
avur zavur etmek
Tehditli söz söylemek, ileri geri, terbiyesizce konuşmak.
kavgan
Hayvanların, özellikle develerin, severek yediği dikenli bir ot, deve dikeni.
çimil (II)
Gizli söz, fısıltı.
paklağu
Baklava.
alaceher
Meyvası yenmiyen, bodur ve dikenli bir ağaç.
pangavut (II)
Lira.
pantol
Pantolon.
papatça
Papatya.
goca (II)
Büyük, iri.
zipci
Ağaç kabuğundan yapılan düdük.
aşşağılak
Aşağılık, şerefsiz.
bızik etmek
İşemek.
çetlemik
Çitlenbik.
cıkcık (I)
Salyangoz.
karnalmaz
Kıskanç, çekemeyen.
gurçcuk
Böbrek.
goldik
Kuyruksuz ya da kısa kuyruklu tavuk vb. hayvanlar.
kıdahmah
Alışmak, dadanmak.
godoşlanmak
Gururlanmak, böbürlenmek.
gıcır (II)
Yün şalvar.
gamo (II)
Galiba.
gakalamak
İtmek, dürtmek: İkide bir o çocuğu gakalama.
kirevit (II)
Evlerdeki küçük banyo.