Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 29/159 · üyeye göre sıralı
fısalmak
Balon, lastik top ve araba lastiği gibi cisimler hava kaçırıp boşalmak, sönmek, patlamak.
korkucak
Bostan korkuluğu.
eğens
Çift sürerken saban demirinin tarlada açtığı iz, ince yol.
dohğuz
Dokuz.
mangalay
Alın.
mavrim
Yerli dokuma bez.
dızdıh
Kıç, makat.
mızkıdır
Cılız, sıska, çelimsiz.
misleç
Sacda pişirilen yufka ekmeğini çevirmeye yarayan tahta araç. ^Safranbolu, -Zn.
omuzlağa
Bir omuzluk yük.
oturgun (I)
Olgun, ağırbaşlı.
çömelek (I)
Çok oturan, tembel.
çokalı
Toprak tencere, çömlek.
çıvka (I)
Kavak ve söğüt ağaçlarının yeni sürmüş yumuşak ve ince dalları, budaksız, düzgün çubuk.
pırasıt
Sebze evleği.
çapile
Altı kösele, üstü meşinden yapılmış yumuşak ayakkabı.
pirafu
İçi peynirli mantı.
piredin
Kocayemiş.
pufurmak
Üfleyerek şişirmek: Bağırsağı pufurdum.
çalımlı
Kırmızı, killi toprak.
çalakamçı
Bütün ayrıntılarıyla at arabası.
cur (I)
Arıların baş oğuldan sonra verdikleri oğul.
cincar
Isırgan otu.
cibelgeç
Terbiyesiz, şımarık.
subay (I)
Bekâr, tek, eşsiz, çocuksuz.
bullumbıççık
İlkbaharda yaylalarda yetişen ve böreğe konulan, soğan çeşidinden bir sebze.
bozumtuk
Boza çalar renk.
tapmaca
Bilmece, bulmaca,
boccık
Keçi kuyruğu.
bir tahtadan
Hepsini birden: Öküze bir tahtadan yüz lirayı saydı.
tophana
Yağ sürülerek yenilen, çok kabarmış bir çeşit pide.
binaâl
Bir kere.
yahacah
Yakacak.
yava (III)
Yitik.
bilâlemek
Bilemek.
yercegöğce
Kokarca.
ayağa çıkmak
Orospu olmak.
bızbılik
İnce söğüt dalından yapılan ağaç düdük, kaval.
afdaha
İbrik.
ara boğaz
Salon, hol, aralık.
yüğlenmek
Yükselmek: Ateş yüğlene yüğlene saçağa sardı.
kubat
Çirkin, kaba, biçimsiz.
ıstapan
Hardal otu.
ilâğat
Hallaçların kirişe vurdukları tokmak.
istigel taşı
Tabaklarca derileri temizlemekte ve düzeltmekte kullanılan bir çeşit araç.
izment
Küçük, büyümemiş, zayıf.
kağıç kakmak
Kusurunu yüzüne vurmak.
hangil
Kova, bakraç: Kız şu hangili kuyudan doldur da gel.
karankuluğ
Karanlık.
karasergi
Siyah, yuvarlak, ekşi bir çeşit üzüm.
fifik
Düdük.
coğlaşmak
Yığılmak, toplanmak.
ıramas (II)
Kağnının eksenini çeken çatal ağaç, kağnı oku.
cudam (III)
Sakat ve çirkin.
bıhalık
Hayvanların ayağına bukağı takılacak yer, bilek.
dıgranmah
Yuvarlanmak, yu-varlana yuvarlana düşmek: Dıg-rana dıgrana geldi.
merülcen
Yemeği yapılan bir dikenin ucu, yabanıl sebze.
pin
] Kümes. (
cüpre
Balı alınmış petek.
cibre (Iİ)
Çürük, ezik meyve.