Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 31/159 · üyeye göre sıralı
tavatır
] Çok iyi, çok yararlı, çok güzel. (
tavsımak
çılduruh
Çıldırmış
nacap
] Nasıl? (
pontur
puhur
Bir çeşit günlük, tütsü, buhur.
saan
] içinde yemek yenen bakır sahan. (
saçuzatan
] Pişmiş etin içindeki şerit gibi kalın kas ve sinirler. (
sakıskanbeyni
] Yoğurtla pekmez karışımı. (
salyan
[->salma (I) -2]
seğirtmek
] Koşmak. (
sevindirik
] Birden duyulan sevincin verdiği coşku. (
sıkı (I)
Güzel, yaman.
sibliç
] Beşiğe yerleştirilen toprak ya da çinko oturak. (
sökel
] Bedende yara ya da çıban oluşturan, geçici, ateşli hastalıkların tümü. (
sövelmek (I)
Ayakta durmak, dikilmek.
sulusepkin
[-> sulusepen -1]
suluzırtlak (I)
Portakal.
şamama
] Bir çeşit yaban kavunu, süs kavunu. (
şar (I)
] Kent. (
şıltakçı
Yaygaracı.
şoratan
Çoğunlukla tahtadan yapılan oluk.
talvar
] Dallardan yapılıp üstü otla kapatılmış çardak. (
tapanlamak
] Sürülmüş, ekilmiş tarlayı tapanla düzeltmek. (
tehnel
temeküllü
[-> temekenli -2]
toslak (I)
Solunum güçlüğü çeken yaşlı kimse.
uçgur
] Uçkur. (
ıcık (I)
NULL
uçuk (I)
Kepek, hayvan yemi.
uluk (II)
Emsiz, ilaçsız.
uzunböcü
] Yılan. (
yedecek
] Önder, kılavuz. (
yavan yaşık
Yağlı, yağsız-karın doyuracak yiyecekler için.
yuvak (I)
] Loğ taşı. (
yüğürtmek
Koşmak.
büzülmek
Süt çocuğu hastalanmak.
bıdı (II)
yüzünkoyun
] Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. (
pataklamak
umunca
] Beklenen, umulan (
zabahlayın
] Sabableyin. (
bağman (I)
[->bağlamak II) -1]
vâ (II)
] Şaşma bildiren ünlem. (
sınangi
yanpiri
] Eğri, çarpık, yan yan yürüme için. (
zımzık
Tohuma kaçmış soğanın ortasından yükselen sap.
çırmalamak
çimcik (II)
acıcık
] Azıcık, biraz. (
ağıt etmek
] Ölenin arkasından övgü ve acı belirten ezgi söyleyerek ağlamak. (
akbuba
Akbaba kuşu.
angur
] Hıyar, salatalık. (
yalacan (II)
] Çıkarcı. (
bakalak olmak
] Bakmak, gözetmek, kollamak. (
bâli
] Hiç olmazsa, bari, öyleyse. (
ben (I)
Meyvelere düşen olgunlaşma belirtisi, alaca.
bıh etmek
Kesmek (çocuk dilinde).
büğelek
] Sığırlara dadanan yeşil başlı, sineğe benzer bir çeşit asalak. (
yakarca
Zona da denilen, deride oluşan, ağrılı, kaşıntılı kabarcıklar.