Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 45/159 · üyeye göre sıralı
sakağo
Çalıdan yapılan süpürge.
toytoğlu
Toy-kuşu.
ilgik
Düğme iliği.
ayak döşeği
Nişan takılırken kızın ayağının altına serilen kumaş.
çızak
Tahterevalli. ] s
çıtlık (III)
Çalı kuşu: Dere kenarındaki çalılıkta çok çıtlık var.
çıtır pıtır (II)
Ufak tefek
tısga (II)
Soğan tohumu.
çık (I)
Temiz, karışığı olmayan.
uyhu
Uyku.
vıcımak
Oyunbozanlık etmek, caymak.
çur (III)
Sarışın, açıksarı renkli.
hırtlak (III)
Olmamış, ham kavun.
çerçibe
Çerçeve.
dağ böğrü
Yamaç.
cıdalacı
Kavga arayan.
ateş değirmeni
Motorlu değirmen, un fabrikası.
arak tarak
Karmakarışık.
ateşleme
Bir çeşit çocuk oyunu.
ardalaydan
Arkadan kötülüğüne konuşma: Ardalaydan konuşmasın!
ağızdırık
Ağızlık, sigara takımı.
asula
Şarkı, çokçası çobanların söylediği türkü, mani.
ağaç delen
NULL
ağcabek
Börülce.
abli (II)
Kayıkta yelken açıldığı zaman, yelkenin iki yana kaçmaması için serenin ucundan, dümene yakın kısmına bağlanan ipler.
ağşadın
Ayşe kadın fasulyesi.
acıca (II)
İlkbaharda su kenarlarında kendiliğinden yetişen ve yenilen baharlı bir ot.-Dy.) [acice -
açkı tahtası
Üzerinde yufka açılan yahut hamur işleri yapılan uzun veya yuvarlak tahta.
asgırmah
Hapşırmak, aksırmak.
avgıç
Bezelye, börülce gibi taneleri yenen bir ot.
ayak dönme
Gelinin, evlendikten onbeş gün sonra baba evine ilk gidişi adeti.
ayıngeç
Zakkum ağacı.
bağlık (III)
Çığlık, feryat, yaygara.
balasır (I)
Hatıl.
başgölgesi
Koca, zevç. ] ı
başı baydak
Tek başına, yalnız başına, kendi kendine: Başı baydak gez dur öyle, sonu ne olacak bakalım.
başı fırlanmak
Başı dönmek.
başkağa
Bilhassa, mahsus: Sen bu işi başkağa yaptın.
beçare
Biçare, zavallı.
benbenlik taslamak
Kendini beğenmek, gururlanmak.
bendehil
Semercilikte kullanılan bir demir aygıt.
berdoş
Serseri, berduş.
bezermiş (II)
Bezmiş, bıkmış, usanmış.
bıçka
Kibrit.
bıjgırmah
Turşu, yoğurt ekşiyip küflenmek, kurtlanmak.
bir dözeye
Bir düzüye, bir sıraya, aralıksız.
bişirim
Pişirmeye yetecek kadar, bir pişirimlik.
bostan bocigi
Danaburnu.
boz (III)
Kurt.
bozdığan armudu
Yazın olan iri, sarı ve iyi cins bir armut.
böbrekli
Yürekli, cesur, güçlü.
bönnemek
Kandırmak.
buğdaycık (I)
Buğdaya benzeyen bir çeşit ot, yabanıl buğday.
büdü (I)
Kağnı tekerleğini arabaya bağlamak için kullanılan çivi.
car (III)
Dilenme, toplama.
caylanmak
Kibir, gösteriş, caka, nispet yapmak, öğünmek.
cekceki (III)
Çekirge.
cıbıl cıbıl çimmek
Yıkanmak.
cıdırlanmak
Sinirlenmek.
cığcığa (III)
Kuru gürültücü, geveze.