Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 46/159 · üyeye göre sıralı
cılınga
Odun yongası.
cırgana olmak
Ezilmek.
cırım cırım (I)
Didik didik, parça parça.
cırlayık (II)
Kışın yollarda ve tarlalarda sürüler halinde görülen, akbabaya benzeyen bir çeşit kuş.
cırta (I)
Geveze.
cızığı bızıkmak
Canı sıkılmak, canı yan-mak.-Bo.;-Ks.
cibartmak
Çıplak vücuda değnek vurarak şişirmek.
cinnas
Kötülük düşünen adam.
ciresun
Şımarık.
civilti
Kuş sesi, cıvıltı.
combalak kılmak
Takla atmak.
cuhar
Sıtmaya benzer ateşli bir hastalık.
cum
Taşın suya batarken çıkardığı ses.
cumhur (I)
Küçük taneli yabanî üzüm.
cücemen
Küçücük.
cücül (I)
Yenilen bir türlü mantar.
cül üzümü
Şarap yapımında kullanılan ince kabuklu açık renkli bir cins üzüm.
çadırga
Asmanın çubuklarını yüksekte tutmak için ağaçtan yapılmış korkuluk, gölgelik.
çaka (II)
Çakı, bıçak.
çaldut
Kibrit.
çanpır
Beyaz patiska.
çapah
Çapak, hasta gözde toplanan pislik.
çapçak (II)
Çarçabuk anlamında kullanılır.
çelebne
Üstünde gözleme pişirilen veya ocakta pişirilen ekmeğin üstüne kapanan toprak saç: Ekmeğin üstüne çelepne kapadım pek güzel pişti.
çıpıl (II)
Gözleri çapaklı
çiğelek (I)
Çilek.
çoban çokeren
Geçecek diye ümit edilen, yavaş yavaş yağan yağmur.
çocik
Eşek.
çongaz
Dallı, budaklı ağaç, odun.
çufa
Çuha.
dah etmek (II)
Dürtmek, saplamak.
dalavira
Hile, gizli oyun.
dâmen
Değirmen.
dandan guşi
Kuyruksallayan kuşu.
darahızımak
Daralmak, sıkışmak.
darakçin
Çavuş kuşu.
debelek (II)
Husyeleri yaralanmış, şişmiş
dedegül
Sapan okunu boyunduruğa bağlayan kayış halka.
depgeç
Av tüfeklerini temizlerken yün ve paçavra tepmeye, silâhı doldururken sıkılamaya yarayan çubuk, harbi.
devletli
Baykuş.
dıhız (II)
Toplu, orta boylu, sağlam yapılı, ağır kimse, tıknaz.
dibleyi
Etsiz lahana yemeği.
divitanbarı
Tabii koymaya yarayan tahtadan yapılmış büyük ambar.
dobbidi
Şalvar.
dobiç
Kısa boylu, tıknaz
dokusan
Doksan.
domuzbıtırağı
Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.
domuzelininkörü
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
dongaylı
Tarla kuşu. ] j
döğensilik
Döven oku.
döllük (I)
Koyun ve keçilerin yavruladıkları yer.
döneğen (III)
Hayvanın başlığı ile yuları arasında bulunan ve hayvan bağlıyken dolaşmamasına yarayan döner halka.
dümbüdüdük olmak
Bir kimseye ait sır herkes tarafından duyularak dedikodusu yapılmak.
ecenez (I)
Huysuz.
eğrim (I)
Domates.
elpence durmak
Her hangi bir kimsenin karşısında elleri göğüs üzerinde bağlayarak saygı ile durmak.
eymeli
Utangaç.
fassadah
?Birdenbire kabarmayı anlatır: Elim ateşe dokunur dokunmaz fassadah kabardı.
fayşa
Kötü kadın, fahişe.
ferfellemek
ihtiyarlayıp kuvvetten düşmek.