Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 47/159 · üyeye göre sıralı
gacar (II)
Çingene.
gafa
Kafa.
gafa kağıdı
Nüfus cüzdanı.
ganayaklı
Kadın.
gapdı gaçdı
Kaptı kaçtı denilen taşıma aracı.
garaca (I)
iftiracı
gaspaanek
Zorla.
gavralamah
Kavramak.
geçki
Dokumacılık-a Çözgü ipliklerinin arasına, yaniaöiasına geçirilen atkı iplikleri.
gedeliç çivisi
Boyunduruğu sabana tutturmak için saban okunun ucundaki deliğe sokulan ağaç çivi.
gelehoh
Sığırları çağırma ünlemi.
geloğ
Tarla faresi, büyük fare.
gemere
Yarısı beyaz yarısı siyah üzüm.
genlemek
Tarla birkaç sene ekilmeyerek dinlenmek, kuvvetlenmek: Tarla yedi seneden beri iyice genledi.
geroc
Meyve toplarken yüksekteki dalları yaklaştırmakta kullanılan ucu eğri çubuk.
gevik (III)
Burgunun ucundan dökülen talaş.
gıdılanmak (I)
Zaman geçirmek, oyalanmak.
gıranbuh
Ekşimsi yaprakları olan bir çeşit yabanî ağaç.
godan (II)
Gururlu, kibirli.
gosgocaman
Çok büyük, iri.
göbit
Kağnı arabalarının ön ve arka taraflarında bulunan iki tahta.
göccek (II)
Ufak ekmek.
göğerci
Nem.
göğe salmak
İlkbaharda hayvanları taze ota salmak.
gökterke
Her çeşit yeşil, taze sebze: Gök terke çıktı mı işler biraz kolaylaşıyor.
gölen etmek
Tarlayı kuvvetlendirmek için bol su salıvererek göllendirmek.
göveren (I)
Sebze ekilen yer.
gövünmek (I)
Elbise, ateş ^arşunnda yanmak, kavrulmak.
göz basmak
Nazar değmek.
guçmak
Kucaklamak, sevmek
guduz (II)
Şişman.
gübermek
Kabarmak: Hamur güberdi mi ?
güddebci
Sığır çobanı.
hamamcık
Küçük hamam, gusulhane.
hapahap (I)
Ansızın, birdenbire: Bizim komşu hapahap öldü.
hapak (II)
Kapak, kuyu ya da her hangi bir şeyin kapağı.
hassas
Bekçi: Hassas geliyor kaçalım.
hazne eğişi
Sabana bulaşan çamurları kazımak için üvendirenin ucuna takılan demir araç.
hemidek
Biraz önce: Ahmet hemidek burada idi.
heside
Nişasta ya da unla yapılan helva.
hırpadak
Tıpatıp: Kapak küpün ağzına hırpadak geldi ve oturdu.
hırtıp
Güç, kuvvet: Bayırı çıkıncaya kadar hırtı-pım kesildi.
hobba gitmek
Gezmeye gitmek
hotare
Harman yerinde ürün saplarından yapılan yığın.
hömece
Umacı,
hullu kuş
Baykuş.
hurya (II)
Meşin sırt çantası, dağarcık.
hümkürmek (III)
Atılmak, saldırmak.
hüpleme
Yudum: Bir fincan kahveyi kaç hüplemede içebilirsin.
ılıklık
İdare lambası.
ırışgan etmek
Nispet yapmak, imrendirmek.
içi geçmek
Kunduracı kerpeteni.
ilâaşı
Ele güne karşı: O nasıl sözümüş ilâaşı.
isbitren
Sarımsı, kırmızımsı renkte bir çeşit üzüm.
kaburga (I)
Et, üzüm ve soğanla yapılan pirinç ya da bulgur pilâvı.
kadız
Büyük fıçı.
kaftaküski
Sırtlan.
kaltak (II)
Eski ayakkabı.
kanraz
Aksi, ters
kapara (II)
Başı yarım küre şeklinde olan bir çeşit ayakkabı ve sandık çivisi.