Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 63/159 · üyeye göre sıralı
mızımak
Oyunbozanlık etmek.
çıhı
Çıkın, torbacık, bohçacık.
necap
Nasıl, ne biçim: Bu necap iş anlayamadım.
firek (II)
Asma kilit.
kapıaltı
Polis ve jandarma karakolu.
avratlanmak
Ev işlerinde becerikli, bilgili olmak.
uğramak (I)
Cine, şeytana çarpılmak.
lalanmak
Alay etmek, birinin yaptıklarını yineleyerek eğlenmek.
tüpüldemek
Yürek hızlı hızlı çarpmak.
kakıç (I)
Ayıp, kusur, pürüz.
çepel (III)
Yağmurlu, bozuk hava.
çerpeşik (I)
Karışık, dolaşık.
devedabanı (II)
Sarı, beyaz renkte büyük kır papatyası.
tepelik (I)
Üzeri altın dizili, süslü kadın fesi.
tasarlamak (I)
Ağacın kabasını yontarak düzeltmek, biçim vermek: Öküzün boyunduruğunu tasarladım.
temin (I)
Biraz önce, demin.
ev arası
Mahalle, sokak arası.
gadak (II)
Çivi.
tutam (I)
Bir avuçluk
espit
Araba tekerleğinin çember kısmını meydana getiren ağaç parçalardan herbiri.
emlemek (I)
Yaraya merhem sürmek, iyileştirmek.
dayfalmak
Bulantı duymak, bayılma derecesine gelmek, bayılmak.
kocuk (I)
Gocuk, içi kürklü kaput.
çalgı (III)
Başörtüsü.
yırtım
Kumaş, basma vb.
çalkap (I)
Bir anda, hemen.
ak yaşmak
Dört köşe, beyaz renkli baş örtüsü, tülbent.
gıcır bükme
Bir şeyi çabucak yok etme, ortadan kaldırma.
kıtır (III)
Yalan söz: Bırak şu adamı, durmadan kıtır atıyor.
gıldırak
Küçük çan: Oğlağın boynuna gıldırga takmışlar.
yönet (I)
Uygun, iyi, doğru, yerinde.
yayılmak (II)
Açık saçık, saygısızca oturmak, yatar gibi uzanmak.
bılk bılk etmek, oynamak
İltihap su dolmak, yumuşamak, çüriimek.
yayma (I)
Hayvan sırtına iki taraflı konulan büyük, dolu tek çuval.
iğrek
Davar ve sığırların sağılması ya da dinlenmesi için ayrılan dört yanı kapalı, üstü açık yer, ağıl: Koyunlar iğrekte kaldı.
kırık dölü
Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk.
yapalah, yapalak (I)
Baykuş.
bezermek
Solmak, rengini atmak.
yavı (I)
Akılsız, sersem.
sarıbalık
Sazan balığı.
ağılanmak
Zehirlenmek.
gancık (I)
Dişi
döşeme (II)
Kaldırım.
harbi (III)
Çabuk, tez.
ay ışık
Mehtap, ay ışığı-*Dinar köyleri -Af.; Karaköy *Düzce-Bo.; *Boyabat-Sn.; -Sm.; -Or. ve köyleri; Düzköy *Keşap -Gr.; -Gm.; Cinis *Aşkale -Ezm.; *Zara -Sv.; Çukurbağ *Ermenek -Kn.; Kayapa -Ed.) [ay ışşığı
çırtmak (I)
Bıçak veya ustura ile küçük delikler, gözler açmak.
çıldırtı (I)
Rüzgârdan ağaç ve çalıların çıkardığı ses, hışırtı.
kör (II)
Sin, gömüt.
helik hülük
Değersiz, önemsiz, ufak tefek şeyler için kullanılır: Emeğine yazık değil mi böyle helik hülük şeylerle uğraşıyorsun?
yanı yöresi
Çevresi.
miniyet
Pişirilecek ekmek hamurlarının konulduğu göz göz tahta kalıp.
mut (I)
Para vermeden, çalışmadan elde edilen, kazanılan şey.
gün yağmuru
Güneş varken yağan iri damlalı yağmur.
uyduruk
Düzme, uydurma, yalan.
diremek (I)
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak: Ağaçları diredik.
nodullamak (I)
Hayvanı üvendire ile dürtmek.
cavramak (II)
Uğraşmak, didinmek, çabalamak.
gücürgenmek
Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.
küme (I)
Bostan ve bağ bekçisinin kulübesi.
kanayaklı (I)
Kadın, kız, eksiketek.