Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 64/159 · üyeye göre sıralı
mut (I)
Para vermeden, çalışmadan elde edilen, kazanılan şey.
cimcik (III)
Ev makarnası, erişte.
uyduruk
Düzme, uydurma, yalan.
cırrık (I)
Serçeden biraz büyük, eti yenen boz renkli bir kuş.
yalıkmak
Köpek, çiftleşme istemi göstermek.
aladı (III)
İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi: Bizim böcekler aladı-da.
zomp (I)
Taş kırmakta kullanılan büyük çekiç, balyoz, var-yoz.
küme (I)
Bostan ve bağ bekçisinin kulübesi.
zarta atmak (I)
Abartarak kendini övmek, abartılı konuşmak.
çıvgar (I)
Boyunduruğa koşulmuş öküzlerin arkasına yardım olarak koşulmuş bir çift öküz.
akyüzlük
İffet, namus, şeref.
tapırtı (I)
Ayak sesi, gürültü, tıkırtı.
koçsamak
Dişi koyun erkek koyun istemek.
cavramak (II)
Uğraşmak, didinmek, çabalamak.
gardak
Dokumada veya dikişte pürüz, potluk.
kıvramak (I)
Hızlı yürümek: Kıvrayarak geçtim gittim.
hınkırmak
Sümkürmek.
büğü (I)
Büyü.
diremek (I)
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak: Ağaçları diredik.
kırışmak (II)
Öküzler süsüşmek, toslaşmak: Şu boğa ne kadar kırışıyor.
soyha, soyka (II)
Yaramaz, huysuz.
yeniyaka
Yeni ev kuran, ocak yakan.
çece (I)
Ağabey. ] *Serik -Ant.) [çeçe
bağ çırpmak
Lamba.
kımçı
Küçük, ince değnek, kamçı.
hayva (I)
Ayva.
kepelek
Davarlarda olan kelebek hastalığı.
baş oğul
Arının verdiği ilk oğul.
siyez (I)
Kaplıcaya benzeyen, hayvan yemi olarak kullanılan bir çeşit tahıl.
hayıt (I)
Sıcak bölgelerde yetişen, kırmızı çiçekli, yaprağı zeytin yaprağına benzeyen, dallarından sepet yapılan bir çeşit ağaç.
kırgın (I)
Toptan ? ölüme götüren, bulaşıcı hastalık, kıran: Köyümüze gelen kırgın bir çok evleri söndürdü.
depe
Tepe, baş, uç.
ev içi
Mutfak.
seyip (I)
Başıboş.
çakal yağmuru
Güneş varken yağan yağmur.
serpene (I)
Meyve ağaçlarına, üzüm çubuklarına dik durması ve sarılması için vurulan destek, dayak.
seysana
Çeyiz.
gün yağmuru
Güneş varken yağan iri damlalı yağmur.
kemkem
Geveze.
tille (III)
Et asılan çengel.
curun
Taş veya tahtadan yapılmış oluk, kurna,
daşyağı
Petrol, gazyağı.
gücürgenmek
Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.
kanırtmaç (II)
Kaldıraç.
ernik (II)
Erimeğe başlamış kar.
çömelen (I)
Tavukları kötürüm yapan bir çeşit hastalık.
berhay (I)
Feryat, acı acı bağırış, haykırış, çığlık, ağıt.
yakma (II)
Şarbon hastalığı, karaçıban. ] :
civelek (II)
Küçük tipli
göğem (II)
Biı çeşit yabanî, ekşi erik.
ürya (I)
Düş.
eşbah
Şen, neşeli.
itirmek (I)
Kaybetmek.
cimiz (I)
Erkek isteyen dişi deve.
efilemek (I)
Korku ya da sevinç etkisiyle yürek çarpmak.
izbent
Satışlarda beğenilmeye-rek satılamayan, zayıf, hastalıklı, sürüden ayırdedilmiş koyun vb. hayvanlar.
atgı (III)
Dokumacılıkta, halıcılıkta çözgüler arasına gelen ip.
gızan (II)
Dişisini isteyen, erkek köpek, erkek kedi, vb. hayvanlar.
oğlaman
Bir yaşındayken yavrulayan koyun ya da keçi.
ciğer (I)
Yakın akraba: Ciğerim olsun bir gün yaramazsa işime bir gün yarar.