Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 65/159 · üyeye göre sıralı
fasla (I)
Büyük parça.
askıya ağmak
İpek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak.
şivşit (I)
Verev, yamuk.
takka (II)
Terlik.
baş vermek (I)
NULL
denelemek (II)
Sığır, at, koyun vb. hayvanlar fazla arpa, buğday yiyerek karınları şişmek, kabız olmak.
ısot
Biber.
tahtabaşı
Duvarın üst bölümüne yapılan sergen, raf.
kıpçıtmak (I)
Bir şeyi çekerken koparmak: Fidanı kıp-çıtıverdi.
civelek (II)
Küçük tipli
artırmaç
Bir çeşit çocuk oyunu.
harfana
Arkadaşların aralarında para toplayarak yaptıkları eğlence.
halaslar (I)
Çay demliği, küçük güğüm.
eşbah
Şen, neşeli.
çömelen (I)
Tavukları kötürüm yapan bir çeşit hastalık.
cimiz (I)
Erkek isteyen dişi deve.
soymuk
Çam ağacının dış kabuğu altındaki yenilebilen bölüm.
ciğer (I)
Yakın akraba: Ciğerim olsun bir gün yaramazsa işime bir gün yarar.
acaca (I)
Zeytin.
yiteklemek
İteklemek, itmek.
kendirik (I)
kaş kararmak
Akşam karanlığı basmak.
seğirdim (II)
Değirmen arkından çarka giden suyun aktığı dik oluk.
ernik (II)
Erimeğe başlamış kar.
efilemek (I)
Korku ya da sevinç etkisiyle yürek çarpmak.
yerevi
Tek katlı ev, kulübe.
karnı burmak (I)
Mide, bağırsak sancılanmak.
göğem (II)
Biı çeşit yabanî, ekşi erik.
yapık (I)
Yemeni, başörtüsü.
kanırtmaç (II)
Kaldıraç.
yaygıcı
Bohçacı, gezici kumaş satıcısı.
dürümek (I)
Doğmak, olmak, türemek, büyümeye başlamak.
gızan (II)
Dişisini isteyen, erkek köpek, erkek kedi, vb. hayvanlar.
berhay (I)
Feryat, acı acı bağırış, haykırış, çığlık, ağıt.
yandah, yandak (I)
Dikenli bir ot.
çıldıramak (I)
Hafif rüzgâr esmesiyle ağaçlar ve çalılar hışırdamak, ses çıkarmak.
itirmek (I)
Kaybetmek.
izbent
Satışlarda beğenilmeye-rek satılamayan, zayıf, hastalıklı, sürüden ayırdedilmiş koyun vb. hayvanlar.
oğlaman
Bir yaşındayken yavrulayan koyun ya da keçi.
azad
Mezarlıklarda bulunan meşe ağacı.
aynalamak
Tek tırnaklı hayvan, çoğuncası at, tökezleyip dizini yaralamak.
yakma (II)
Şarbon hastalığı, karaçıban. ] :
gedil
Küçük, büyük çuval.
dölek durmak
Uslu durmak, terbiyesizlik etmemek.
ayangacı
Kaçak tütün satıcısı.
ayakmak (III)
El ayası ile süpürmek.
doğruk (I)
Tepe, uç, zirve, doruk.
ilan
Yılan.
üskek
Yüksek.
ilângeç
Yengeç.
mertlemek (III)
Atlamak, sıçramak, zıplamak.
alkara kılçık
Siyah kılçıklı bir çeşit buğday.
uğrun uğrun (I)
Gizli gizli.
ganırtmaç (I)
Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal.
ımzık (II)
Eskimiş, kokmuş, bayat yemek.
köpümek
Yorgan, şilte yatak gibi şeyleri kalın ve aralıklı, sıkıca dikmek.
bilek boşalması
Hayvanın ön ve arka ayaklarının çökmesi.
turaç
Keklik cinsinden, eti yenen bir av kuşu.
çaça (I)
Genelev işleten, kötü yol gösteren kadın.
tek (I)
Uslu.