Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 66/159 · üyeye göre sıralı
kıfı (II)
Şaka, eğlence, alay.
tapıl (III)
Biçilen ot ya da ekin bağlamı.
karsamba (III)
Topluluk.
yiymek
Kokmak, çürümek.
kanırtmaç (I)
Fide, ağaçtan koparılan çelik.
yığma (I)
Toprakla doldurma tepe, hüyük.
sarsak (I)
Sersem, ahmak, dağınık.
doğruk (I)
Tepe, uç, zirve, doruk.
bilek boşalması
Hayvanın ön ve arka ayaklarının çökmesi.
gıynak (III)
Ceviz içi.
yeğniltmek
Yükünü azaltmak, hafifletmek.
pusarık (III)
Belli belirsiz, bulanık: Dedemin gözü pusarık görüyor.
yelpikli
Nefes darlığı çeken, öksürüklü
salmalık (I)
Otlak.
işgefe
Açılmış yufka.
peri (I)
Küçük çivi, ayakkabı çivisi.
güğermek
Çimler, ekinler yeşermek.
gerermek (I)
Bez ateşten kavrulmak, sararmak: Hasan üzerin gererdi sobanın yanından çekil.
perkitmek (I)
İyice gererek, sıkıştırarak, vurarak sağlamlaştırmak: Cıvataları iyice per-kittim.
baş dastarı
Kadınların başlarına örttükleri, genellikle beyaz olan yazma.
otukmak
Kuzu, oğlak, buzağı vb. yavru hayvanlar otlamaya başlamak, yayılmak.
ilan
Yılan.
çaça (I)
Genelev işleten, kötü yol gösteren kadın.
ilângeç
Yengeç.
armıt
Armut.
yalabık (III)
İki yüzlü, yüze gülücü, kaypak.
palazımak (I)
Canlanmak, gelişmek, büyümek.
hömelmek
Birisine kızarak saldırmaya hazırlanmak.
bangıl bangıl
Hiddetli, kaba, yüksek sesle konuşma: Bangıl bangıl bağırıp durma.
mızgır (I)
Zayıf, büyüyememiş
ımzık (II)
Eskimiş, kokmuş, bayat yemek.
mertlemek (III)
Atlamak, sıçramak, zıplamak.
ababak
[-> abulabut -1]
ganırtmaç (I)
Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal.
üskek
Yüksek.
ciğerdeldi
Dikiş teyeli sökmekte ve delik açmakta kullanılan kemik veya metal aygıt.
uğrun uğrun (I)
Gizli gizli.
turaç
Keklik cinsinden, eti yenen bir av kuşu.
annamağ
Anlamak.
firde
Hayvan vergisi.
harmanlamak (I)
Ayın çevresinde ağıl meydana gelmek.
cılbanmak
Soyunmak.
harmutlamak
İki şeyi karıştırarak, ölçülü duruma getirmek, suyu ılıştırmak.
fartfurtçu
Gelişi güzel iş yapan konuşan, palavra atan
evsilemek
Tahılın içindeki yabancı cisimleri, çöpleri elle ayıklamak, üzerinden üzerinden almak: Buğdayı evsileyerek gavu-zundan ayırdım.
evinlenmek
Olgunlaşmak
çitilemek (II)
Yanyana sıralanan şeyleri birbirine sıkıca bağlamak: Göğercinin ganatlarını çiftledim.
cağ (II)
Dokuma tezgâhında kullanılan yassı tahta veya sacdan makara.
gün dinlenmek
Güneş batmak.
hamança
Çobanların kullandığı, deri ya da yünden yapılmış ağzı büz-meli, süslü azık torbası.
bus (III)
Sis.
tavlanmak (I)
Şişmanlamak, semirmek.
endiri
Daha küçük, daha aşağı.
köpümek
Yorgan, şilte yatak gibi şeyleri kalın ve aralıklı, sıkıca dikmek.
tek (I)
Uslu.
tenelemek (I)
Hayvanlar çok tahıl yiyerek şişmek, hastalanmak.
elcik (I)
Sürüden ayrı olarak elde beslenen ve insana çok alışkın olan hayvan.
kısmak
Pintilik etmek.
ayahtaş
Arkadaş.
kıncıklamak (I)
Gıdıklamak.