Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 67/159 · üyeye göre sıralı
bine (I)
Kapıların, pencerelerin örtülen tarafına çakılan ve bir çıkıntı yapan çıta.
ayahtaş
Arkadaş.
fidit
Yeni dikilen bağ.
feyilsiz (I)
Doymak bilmeyen, obur.
hışva (I)
Açılmış pamuk kozası.
hor (II)
Gösterişsiz, çelimsiz.
çolpak (II)
Küçük çukurlarda veya hayvan izlerinde birikmiş su.
çokmak (I)
Köpek havlamak.
ferzek
Kötü kadın, fahişe.
hıbar
Duvar yapılırken taş ya da kerpiç aralarına konulan moloz.
üstübü
Ketenin çöpü, işe yaramayan bölümü.
vız vız (II)
Ağlamaklı, tedirgin edici bir sesle
bılkık
Yumuşamış, olgunlaşmış, erimiş, sulanmış, zedelenmiş.
malık
Boyunduruk kayışına geçirilen ağaç çivi.
vurgun (II)
Büyük, iki ya da daha fazla at koşulmuş araba.
haybatçı
Gürültücü, yaygaracı, olur olmaz şeylere bağıran, ağlayan
çirtim (I)
Küçük üzüm salkımı, salkımcık.
avkalaşmak
Boğuşmak, didişmek, altalta üstüste gelmek.
algın olmak
Çok çalışmaktan, ağır işten halsiz düşmek, kötürüm hale gelmek.
avırtlak (I)
Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan.
üğdül
Ödül.
çintik (II)
Bir şeyin çok küçük parçası.
ön göp
Kağnılarda döşemenin ön tahtası.
berklik (I)
Katılık, sertlik.
küçümen
Pek küçük, minimini, minicik.
usturuplu
Yoluyla, düzenli, derli toplu, ustalıklı.
encek (II)
Beş altı yaşına kadar olan çocuk.
külür (III)
]Bezelye.
elcik (I)
Sürüden ayrı olarak elde beslenen ve insana çok alışkın olan hayvan.
atağan (I)
Öğünen, atıp tutan.
aşu
Boya yapılan kırmızı toprak.
beklik (III)
Peklik, kabızlık.
tırnaklı pide
Üstüne tırnakla iz yapılmış bir çeşit pide.
tınar
Harman dövüldükten sonra savrulmak için yapılan yığın.
bedel (I)
Uşak, hizmetçi, çoban
tıpıltı
Tıpırtı, hafif gürültü.
çığın
Omuz başı.
efintefin
Darmadağınık, karmakarışık.
çezgi
Halı, dokuma tezgâhlarına gerilen sıra ipler.
tepimek
Hamur, yufka vb. ıslak şeyler hafif kurumak.
örtlek (I)
Korkak.
gülcen
İpliği makaraya ya da masuraya sarmak için iplik çilesinin geçirildiği silindir biçimindeki araç, çıkrık.
tecce (I)
At, inek, öküz vb. hayvanların arka bacaklarında oluşan ve yürümelerini engelleyen bir çeşit hastalık.
kıtırdak (I)
Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak.
kıtırdamak
Oynak kemikleri ya da kırık kemikleri birbirine sürerek ses çıkartmak.
kısmak
Pintilik etmek.
çentmek
Üfürükçüler bir hasta üzerine okuyarak bıçakla dokunmak.
başşakçı
künar
Çam fıstığı.
çeç (II)
Dalak halinde balsız petek: Boş kovanlara koymak için biraz çeç lâzımdır.
duvak (I)
Topraktan yapılmış tencere, çömlek, küp kapağı.
gör (I)
Mezar, mezarlık.
duzak
Tuzak.
kekiç (I)
Çekiç.
çanga (I)
Kova, küçük bakraç.
şıpır şıpır (I)
Çabuk çabuk.
kâydalamak
Kıvrak, çalımlı, sekerek yürümek.
kaynarca (II)
Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı.
şif (I)
Şırası alınmış üzüm posası.
göcek (II)
Bir karış boyunda büyümüş ekin.