Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 69/159 · üyeye göre sıralı
donatma
[-> donanma I) -1]
doldurma
Kerpiç, tuğla ile yapılan ahşap duvar.
uvarmak
0-narmak, düzeltmek.
uflak, uflah
Büyük mutfak bıçağı.
dokumak (II)
Ağaçtaki meyveyi toplamak için sırıkla vurarak düşürmek.
gorlaşmak (I)
Alışkanlık edinmek, alışmak.
ufak
Ekmek kırıntısı.
goca (I)
İhtiyar, yaşlı.
tuzla (I)
Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler.
bertlek (I)
Patlak, devrik göz, patlak gözlü.
avaralık (I)
İşsizlik: Bu sene avaralıkla canımız çıktı.
tokalak (I)
Topak, küçük parça.
atlamak
Ayıklamak, toplamak, devşirmek.
tınış (II)
Kel.
toktoku (I)
Kulpsuz, küçük su testisi.
dığdı (II)
Uzak akraba: Elif onun dığdığının dığdısı.
geyis
Sonbaharda olan geçici, dondurucu soğuk: Bu yıl bütün sebzeleri geyis vurdu.
gındırmak (I)
özendirmek, kışkırtmak, isteklendirmek, teşvik etmek.
totaba (I)
Hizmetçi kadın.
deşirici
Dilenci: Gelen deşiri-ciye biraz ekmek ver de sal gönder.
kerdeme
Tere.
dergi (I)
Tırmık denilen tarım aracı.
aşırtma (III)
Aralıklı ve atlamalı dikiş.
kerman (I)
Kirmen.
gerem açmak
Sürü, birbirinden düzenli aralıklarla ayrılarak yayılmak: Koyun gerem açtı.
kepçe (I)
Kağnı arabasında boyunduruğun takılması için okun ucuna konulan küçük kıvrık parça.
kazgöğsü
Parça parça beyaz bulutlar.
kayık (III)
Kızak.
gemre (II)
Son turfanda yetişen sert kabuklu, siyah bir çeşit üzüm.
dede (I)
Kalp, yürek: Keçinin dedesini bize yollayın.
targa
Çamur, kum, toprak vb. şeyler taşımaya yarayan, iki kişinin taşıdığı dört kollu tahta araç, teskere.
tarp (II)
Yel almayan, karın çok biriktiği kuytu yer.
taraklık (I)
Etin pirzolalık yeri.
taraşlamak (II)
Altüst etmek, araştırmak, karıştırmak.
asma sarı
Güvercin büyüklüğünde, açık sarı renkte bir av kuşu.
dapındırık (II)
Bir tarafına kova, bir tarafına taş bağlı ve ortadan destekli kuyudan su çekmeye yarayan ağaçtan kaldıraç.
kanyaşı
Sulak yerlerde biten ayrık cinsinden zehirli bir ot.
gırıh (I)
Bir çeşit melez köpek.
teltik (III)
Silah tetiği.
gavlağan
Çınar ağacı.
gavram (I)
Tutam: Hayvan acından ölüyor, bir gavram ot olsun yolup versene.
kamaz (I)
Kasırga, şiddetli yel.
başbaşı
Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.
damla inmek
Felç olmak, inme inmek.
dabanca (I)
Tabanca.
gaval (II)
Namlusu yivsiz tüfek.
bardaş (II)
Bağdaş.
sintile (II)
Pis, beceriksiz, insan arasına katılmayan.
çözlemek (I)
Davarın karın ve bağırsak iç yağlarını ayırmak.
gaymak (I)
Sütün yüzü, kaymak.
şivşirmek (I)
Kışkırtmak.
ipil ipil
Parça parça, lime lime.
galbır
Kalbur.
incik (I)
Ağrı, sızı, acı.
balkaymak (I)
İki renkli, yollu ipek kumaş.
sırsalamak
Sallamak, sarsmak.
araka
Bir çeşit bezelye.
sıska
Soğan tohumu.
baldırıçıplak (I)
Yoksul, hah: vakti iyi olmayan.
sevahi
Üçetek yapılan çizgili bir çeşit ipek.