Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 70/159 · üyeye göre sıralı
dapındırık (II)
Bir tarafına kova, bir tarafına taş bağlı ve ortadan destekli kuyudan su çekmeye yarayan ağaçtan kaldıraç.
balkaymak (I)
İki renkli, yollu ipek kumaş.
kerdeme
Tere.
tınış (II)
Kel.
kepçe (I)
Kağnı arabasında boyunduruğun takılması için okun ucuna konulan küçük kıvrık parça.
damla inmek
Felç olmak, inme inmek.
araka
Bir çeşit bezelye.
gemre (II)
Son turfanda yetişen sert kabuklu, siyah bir çeşit üzüm.
gerem açmak
Sürü, birbirinden düzenli aralıklarla ayrılarak yayılmak: Koyun gerem açtı.
ufak
Ekmek kırıntısı.
teltik (III)
Silah tetiği.
kayık (III)
Kızak.
baldırıçıplak (I)
Yoksul, hah: vakti iyi olmayan.
kazgöğsü
Parça parça beyaz bulutlar.
dabanca (I)
Tabanca.
çözlemek (I)
Davarın karın ve bağırsak iç yağlarını ayırmak.
gavram (I)
Tutam: Hayvan acından ölüyor, bir gavram ot olsun yolup versene.
kanyaşı
Sulak yerlerde biten ayrık cinsinden zehirli bir ot.
kerman (I)
Kirmen.
apazlamak (I)
Avuç-lamak, avuç dolusu almak.
calay
Dilsiz, kekeme, peltek konuşan
cura (II)
Küçük zurna,
gaymak (I)
Sütün yüzü, kaymak.
uflak, uflah
Büyük mutfak bıçağı.
vız vız (I)
Bir düğmenin iki deliğinden iplik geçirip, esnete esnete döndürülerek oynanan bir oyun.
şivşirmek (I)
Kışkırtmak.
taraklık (I)
Etin pirzolalık yeri.
çipildetmek
Suyu etrafa sıçratmak.
cindarı
Kolay patlatılan, taneleri küçük ve sivri olan mısır.
kamaz (I)
Kasırga, şiddetli yel.
buruç (I)
Ökse otu.
taraşlamak (II)
Altüst etmek, araştırmak, karıştırmak.
çiğritmek
Nefret ettirmek: Kendinden iyice çiğritmiş de yüzüne bile bakmıyorum.
çilte (I)
Çuval.
burakmak
Bırakmak.
ipil ipil
Parça parça, lime lime.
çiğe (I)
Ceviz ve badem içi.
incik (I)
Ağrı, sızı, acı.
sintile (II)
Pis, beceriksiz, insan arasına katılmayan.
sırsalamak
Sallamak, sarsmak.
sıska
Soğan tohumu.
çırpıcı (I)
]: Hırsız: Ahmet köyün çırpıcısı.
gaval (II)
Namlusu yivsiz tüfek.
çımkırtmak
Fışkırtmak, püskürtmek: Üstüme su çımkırtma.
galbır
Kalbur.
targa
Çamur, kum, toprak vb. şeyler taşımaya yarayan, iki kişinin taşıdığı dört kollu tahta araç, teskere.
çığırmah
Çığlık koparmak.
sevahi
Üçetek yapılan çizgili bir çeşit ipek.
çevirge (I)
Kapı veya pencere mandalı.
azbi
Galiba, herhalde.
sekirdan
Kabaet, kalça.
ev uşağı
Evin hanımı.
eynelci
Ekin biçilen tarlada işçiyi idare eden
eza (II)
Başsağlığı dileme.
ılışıl
Geçen yıldan da önceki yıl.
sayru
Hasta.
eveyik (II)
Güvercine benzeyen bir çeşit av kuşu, üveyik.
aynaşık (II)
Karışık, karmakarışık, dağınık.
sarıcaarı
Bal yapmayan arı, eşekarısı.
boncuklamak (III)
Kaçmaya, boyunduruktan kurtulmaya çabalamak