Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 82/159 · üyeye göre sıralı
dondurma (I)
Beton: Kuyuyu dondurma ile yaptırdık.
ayak tutmak
Öncülük etmek, söz açmak.
kurgaz (I)
Kurak: Hava bu yıl kurgaz gidiyor.
çerdek
Çekirdek.
çepinlemek
Tarlayı çapa-lamak: Bugün havayı güzel gördüm de bdçeyi çepinledim.
kuramba (I)
Dolandırıcılık, düzen: Kurambaya mı çıktın.
çeperiz
Tehlikeli, karışık: Bizim işler çeperizleşti, içinden çıkılmaz.
kulan
İki üç yaşında dişi tay, kısrak.
kurçak
Heykel.
çentez
Bozuk para.
akcilim
Su geçirmiyen, gri renkli,killi toprak, kaolen.
galete (I)
Domates.
kulaçlamak
Vuracak gibi yapmak: Kulaçladı ama vurmadı.
küllü (III)
Külü çok olan toprak.
gafulluk
Fundalık.
biladan, bilâdan
Çınar ağacı. ]:Görmel *Ermenek-Kn.) [bulada
çemilemek
Kol ve paçaları sıvamak: Cemilende çaydan öyle geç.
agit
Kuvvetli kişi, yiğit.
köpürmek
Ateş çok alevli yanmak: Böyle soğukta mangal köpürmeli.
köşk (II)
Tahta karyola, kerevet.
köfte kesilmek
Çok yorulmak, ayakta duramayacak duruma gelmek.
ayafta
Nazlı büyütülmüş, beceriksiz, işe alıştırılmamış.
köçen (I)
Tavşan yavrusu.
köpük taşı
Çok hafif, köpük gibi, süngere benzer, delikli taş.
çel (II)
Yaramaz
avura etmek
Asma çubuklarını toprağa gömerek yeni kökler elde etmek.
köteşi
Ihlamur kabuğundan örülmüş araba döşemesi, araba yatağı.
kovculuk
Dedikoduculuk.
gadama (I)
Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra.
kovulmak
İnek çiftleşmek istemek, boğaya gelmek.
koytu
Kenar, köşe.
gadar (II)
Horoz ibiği.
çek (II)
Harmanda sap yığınlarını yıkmak için kullanılan uzun saplı çengel.
kovalak (II)
İki şey arasındaki boşluk, aralık.
koşamak
Duvarın sıvası ayrılıp düşecek duruma gelmek.
koşkoz
Yer altından çıkarılan ve yenilebilen bir çeşit bitki kökü.
koşa (III)
Sınırdaş, yan yana.
çeciği gevşemek (II)
Kuvvet ve dayanma gücü gevşemek, gönlü olmak: Bol parayı görünce çeciği gevşedi.
kotak (II)
Erkeğin cinsiyet organı.
köcü
Avlu, evin altındaki boşluk.
bızdıklamak (II)
Kaçmak.
çayrak (III)
Otlu ve çakıllı düz toprak.
bıybıy
Hindi yavrusu.
koltak
Küçük oda: Koltukta söylenen koltukta duyulur.
gacacuk
Semerin arkasına çivilenen ve yük yüklerken iki tarafına ip takılan ay şeklindeki demir aygıt.
kolay (II)
Zayıf.
çavun (II)
Ayak izi.
kombalak atmak
Takla atmak.
kofa (I)
Yemiş sepeti, küçük sepet.
çatırık (II)
Toprağın don tutma zamanı, çok soğuk
avrad
Kadın, karı, avrat.
çatan (I)
Saman taşımağa yarar büyük sepet, küfe.
kodalanmak
Kavga etmek istemek, kafa tutmak.
konşu
Komşu.
çarpuk (I)
Eğri, çarpık.
çarmık (I)
Yelkenli kayık direklerinin çevresinde bulunan ip veya teller,
bılgımak
Çok olgunlaşmak [->bilecen]
bığır bığır (II)
Suyun kaynarken çıkardığı ses.
gabış (III)
Saçsız insan. ]s*Bor-Nğ.) [gıbış ]s
kirti (I)
Ciddi, doğru.