Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 83/159 · üyeye göre sıralı
garışıklık
Karışıklık, bozgunluk.
çambuş (I)
İnsana sokulmayan, kötü huylu hayvan.
kulaçlamak
Vuracak gibi yapmak: Kulaçladı ama vurmadı.
avız (I)
Ağız.
çalpana (II)
Zil.
kulan
İki üç yaşında dişi tay, kısrak.
köşk (II)
Tahta karyola, kerevet.
köteşi
Ihlamur kabuğundan örülmüş araba döşemesi, araba yatağı.
adanat
Ekin demetlerini arabaya yüklemekte kullanılan üç çatallı alet, dirgen, anadut.
betme
Ahırda hayvan yemi konulan oluk şeklindeki yer, yemlik.
kuramba (I)
Dolandırıcılık, düzen: Kurambaya mı çıktın.
garan komak
Zarar vermek, hasar yapmak: Davar bahçeye garan komuş.
beşerleme (I)
Tarlada biçilen ekinin, susamın destelenerek bir araya toplanması.
köpürmek
Ateş çok alevli yanmak: Böyle soğukta mangal köpürmeli.
beş (I)
Keçi, koyun ve sığır gibi hayvanların almlarmdaki beyazlık veya böyle bir lekeye sahip olan hayvan: Beş dana, alnı beş.
çalacak (II)
Kibrit.
avdal
Alık, aptal.
köpük taşı
Çok hafif, köpük gibi, süngere benzer, delikli taş.
aldil
Kurnazlık, hile: Beni aldille söyletti, yoksa söylemezdim.
garatavuk
Karatavuk denilen sığırcık büyüklüğündeki bir çeşit kuş.
köcü
Avlu, evin altındaki boşluk.
köçen (I)
Tavşan yavrusu.
düğücüklenmek
Hamur yoğrulurken, çorba, mahallebi vb. yiyecekler pişerken, un iyice karışmayarak topak topak olmak.
acığ etmek
Küsmek, darılmak: Ahmet acığ etti de yemek yemedi.
gayma
Kâğıt lira.
köfte kesilmek
Çok yorulmak, ayakta duramayacak duruma gelmek.
kurçak
Heykel.
koşkoz
Yer altından çıkarılan ve yenilebilen bir çeşit bitki kökü.
koşamak
Duvarın sıvası ayrılıp düşecek duruma gelmek.
koşa (III)
Sınırdaş, yan yana.
kotak (II)
Erkeğin cinsiyet organı.
berçinlemek
Perçinlemek.
atol
Sürülmüş tarlalarda kendiliğinden biten, tatlı yumruları çiğ ve pişmiş olarak yenilebilen, yeşil yapraklarından turşu yapılan bir bitki, yerelması.
benzi bezik
Yüzü solgun, renksiz. ];
korunak
Sığınacak yer.
kovalak (II)
İki şey arasındaki boşluk, aralık.
kombalak atmak
Takla atmak.
alaz ataz
Baştan savma, acele.
koltak
Küçük oda: Koltukta söylenen koltukta duyulur.
konşu
Komşu.
gapışmak
Kapışmak, kavga etmek.
kolay (II)
Zayıf.
cüher (II)
Kuvvet, güç.
kovculuk
Dedikoduculuk.
cüher (I)
Türbeden alınan toprak.
belmuş
Taze peynirle yapılan bir çeşit tatlı, peynir helvası.
kodalanmak
Kavga etmek istemek, kafa tutmak.
belletmek (I)
Belli etmek, açığa vurmak: Ne biçim adam olduğunu belletti.
kofa (I)
Yemiş sepeti, küçük sepet.
curkutmak
Yutmak.
atıcı
Hallaç.
gantama
Gem: Katırın gantaması nerede.
cuppadak
Suya birdenbire atlamayı anlatır.
akça ağaç
Dağlarda yetişen ve keçiler tarafından yenilen, beyaz gövdeli bir ağaç.
kovulmak
İnek çiftleşmek istemek, boğaya gelmek.
cuharlamak
Sıtmaya benzer ateşli bir hastalığa tutulmak.
kirebolu
Arıların kovan deliğini kapamak için kullandıkları sarı, yumuşak madde.
ağıda
Pekmez, şeker gibi tatlılardan yapılan koyu sıvı, ağda.
cugu
Piliç.
ganel
Kanal.