Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 85/159 · üyeye göre sıralı
kotak (II)
Erkeğin cinsiyet organı.
kovulmak
İnek çiftleşmek istemek, boğaya gelmek.
dünürbaşılık
Kız isteyen kimseye verilen hediye.
korunak
Sığınacak yer.
dümağ
Bembeyaz.
koşa (III)
Sınırdaş, yan yana.
dülger
Balta.
battı buddu
Saçma sapan, gelişigüzel: Veli battı buddu konuşuyor.
düğücüklenmek
Hamur yoğrulurken, çorba, mahallebi vb. yiyecekler pişerken, un iyice karışmayarak topak topak olmak.
koşamak
Duvarın sıvası ayrılıp düşecek duruma gelmek.
koytu
Kenar, köşe.
cimiz (II)
Sulu toprak.
geğin
Bundan dolayı, o-nün için: Misafir vardı geğin geç kaldım.
kolay (II)
Zayıf.
kofa (I)
Yemiş sepeti, küçük sepet.
koltak
Küçük oda: Koltukta söylenen koltukta duyulur.
cillik (I)
Yırtık, eski.
kodalanmak
Kavga etmek istemek, kafa tutmak.
kombalak atmak
Takla atmak.
kirinmek (I)
Kendine verilen işi başkalarına gördürmek için tembellik etmek, üşenmek: Kirinme, kalk git de gel.
kirti (I)
Ciddi, doğru.
asas (I)
Gerçek, asıl, esas.
kilitliiğne
Çengelliiğne.
kirebolu
Arıların kovan deliğini kapamak için kullandıkları sarı, yumuşak madde.
dulaca
Yaramaz: Dulaca-lık yapma.
düzleme
Düzlük yer.
germane
Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
gelepçek (I)
Eğrilmiş ipleri kelep yapmakta kullanılan bir aygıt.
gırcılanmak
Yağmur ince ince yağmak.
konşu
Komşu.
lapatga
Kalın saçtan yapılmış kürek.
muşaf (II)
Paylaşılmamış, ortak mal.
porum atmak
Övünmek, çalım satmak.
dörünmek (I)
Pişman olmak.
kıtmır (III)
Kısa boylu
dönek (II)
Dönemeç.
döneğen (I)
Sözünde durmayan.
döndelek
Fırıldak denilen oyuncak.
kıvıç (I)
İnce çam dalı, çamların iğne gibi olan yaprakları: Hasan korudan çok kıvıç kesmiş.
kırnı
Kene.
başını süzemek
Başak vermek: Sizin arpa üç beş güne kadar başını süzer.
döküştürmek
Serpelemek
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
kıvıldamak
Kaynaşmak
cızıkmak (II)
Dönmek, caymak.
gaysefe
Kayısı kurusundan yapılan bir çeşit tatlı.
ecin
Cin, peri, şeytan, ecinni.
döğmelik
Yarma yapılacak buğday.
ecit mecit
Anormal denecek kadar çirkin.
ede (II)
Dinle anlamında kullanılır.
bayınlanmak
Şımarıklık etmek, çok söylemek, yüzsüzlük etmek, nazlanmak,
kırgıt (II)
İçi güçlükle çıkan ceviz: Cevizler hep kırgıt çıktı.
kırık aramak
Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.
kıpılmak
Oyalanmak:
başdutar
Başkan, elebaşı--Brd.; *Bor -Nğ.) [başdın
gaytan (I)
İnce, sağlam ip.
arsatan
Arsız, utanmaz.
cıvzıklamak
Acele etmek.
dorukluk (I)
Genellikle çam, köknar, ardıç fidanlarından meydana gelen orman, fidanlık.
kıpındırmak
Sıçramak, zıplamak.