Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 86/159 · üyeye göre sıralı
cızıkmak (II)
Dönmek, caymak.
kodalanmak
Kavga etmek istemek, kafa tutmak.
döğmelik
Yarma yapılacak buğday.
kofa (I)
Yemiş sepeti, küçük sepet.
başdutar
Başkan, elebaşı--Brd.; *Bor -Nğ.) [başdın
gelin yüzü
Gelin geldiğinin ertesi günü gelini görmek için yapılan toplantı.
arsatan
Arsız, utanmaz.
cıvzıklamak
Acele etmek.
dorukluk (I)
Genellikle çam, köknar, ardıç fidanlarından meydana gelen orman, fidanlık.
kirinmek (I)
Kendine verilen işi başkalarına gördürmek için tembellik etmek, üşenmek: Kirinme, kalk git de gel.
kirti (I)
Ciddi, doğru.
donluk (I)
Çamaşırlık.
esirekli
İşkilli, sinirli, kuruntulu.
kilitliiğne
Çengelliiğne.
dondurma (I)
Beton: Kuyuyu dondurma ile yaptırdık.
don daşı
Üzerinde çamaşır yıkanan taş.
kızıllamak
Haksızlık etmek.
kızıldip
Pancar: Kızıldip gibi tatlı.
kıvıldamak
Kaynaşmak
gelepçek (I)
Eğrilmiş ipleri kelep yapmakta kullanılan bir aygıt.
kıvıç (I)
İnce çam dalı, çamların iğne gibi olan yaprakları: Hasan korudan çok kıvıç kesmiş.
elacinli melacinli
Benekli, karmakanşık.
maya çiçeği
Peynir mayası yapılan çiçek.
kıtmır (III)
Kısa boylu
baş aşağı
İniş aşağı.
gıldırdamak (III)
Kendi kendine, yavaş yavaş çalışmak.
eldem
Alışkın, ehlî.
gelevir
Asma budan-dıktan sonra, kesilip atılan yeşil filizler.
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
kırnı
Kene.
geklik
Kursak, mide.
dolağalmak
Bollaşmak, yığılmak, yığılıp durmak.
cırnık (III)
Karatavuktan biraz büyük, benekli bir kuş.
kırık aramak
Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.
kirebolu
Arıların kovan deliğini kapamak için kullandıkları sarı, yumuşak madde.
kotak (II)
Erkeğin cinsiyet organı.
dizkor
Güreşecek deveye takılan ufak çanlardan yapılmış süs.
kıpındırmak
Sıçramak, zıplamak.
diz donu
iç donu.
kıpılmak
Oyalanmak:
arınak
Yıkanma yeri, gu-sülhane.
kılır
Çiçeklerindeki tohum sapları kürdan yerine kullanılan, bazı yerlerde kuş yuvası denilen bir ot.
dirneştirmek
Toplamak.
cıngıllı (II)
Oynak, şımarık
kıbal (I)
Yüz.
kıbış (II)
Saçsız, kel.
kıkaç (I)
Eğik olarak dizilmiş, arkaya doğru eğilmiş şeyler.
diplen
Kısa boylu, şişman
cılk (II)
Çok ıslanmış.
geğin
Bundan dolayı, o-nün için: Misafir vardı geğin geç kaldım.
kevzen (II)
Verimsiz, çorak toprak.
kıkırdamak (II)
Soğuktan donmak.
kereki
Aba.
keneağacı
Sütleğengillerden hintyağı çıkarılan bitki.
bardak altı
Tavan arası.
kepeği tükenmek
ölmek.
kesme aşı
Kesilmiş hamurdan yapılan çorba.
kelmak
İri delikli büyük kalbur.
gıncıtmah (I)
Dişle koparmak, dişlemek: Kolumu gın-cıttı.
dillitoy
Uzun gagalı büyükçe su kuşu.