Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 88/159 · üyeye göre sıralı
frenk (I)
Büyük anahtar.
kıvıldamak
Kaynaşmak
evecenlik
Acelecilik.
gırfacan olmak
Kavga, gürültü etmek, etra-fındakileri kırıp geçirmek.
kızıldip
Pancar: Kızıldip gibi tatlı.
kirti (I)
Ciddi, doğru.
kombalak atmak
Takla atmak.
ceynak
Kuş ve tavukların göğsündeki çatal kemik, lades kemiği.
gezenti (II)
Sebzelerde en çok baklada bulunan bir çeşit böcek.
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
dırgalık
Geçilemeyecek kadar sık çalılık yer.
cevcev (II)
Bir toplantının veya işin en kızgın ve hareketli anı.
dıngılamak
Kımıldamak, sallanmak.
ardaklanmak
Ağaç içten çürümek.
kırnı
Kene.
kıpındırmak
Sıçramak, zıplamak.
banbal (I)
Arı büyüklüğünde yeşil başlı bir cins sinek.
kıpılmak
Oyalanmak:
dığrak (II)
Güzel, düzgün, şık giyim: Şu kız ne kadar dığrak geyinmiş.
arbet
Çirkin, biçimsiz, gülünç yüz veya vücut.
kırgıt (II)
İçi güçlükle çıkan ceviz: Cevizler hep kırgıt çıktı.
dıgıl dıgıl
Kendi kendine konuşma, mırıldanmayı anlatır: Çocuk dıgıl dıgıl ediyor.
seğli (II)
Anlamsız, düşüncesiz konuşan, akılsız.
gevi (III)
Damat.
cenev
Göğüs, bağır.
baluk
Balık.
kırık aramak
Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.
kıtmır (III)
Kısa boylu
kıkaç (I)
Eğik olarak dizilmiş, arkaya doğru eğilmiş şeyler.
kıkırdamak (II)
Soğuktan donmak.
kıbış (II)
Saçsız, kel.
germane
Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
derneştirmek
Darmadağın olan eşyayı bir araya toplayıp düzene sokmak.
kevzen (II)
Verimsiz, çorak toprak.
farmana
Kırmızı çuha üzerine sim işlenmiş gelin elbisesi.
farşa
Terbiyesiz, edepsiz.
derelik (I)
Su kenarlarında, kadınların çamaşır yıkamaları için yapılan kulübe, çamaşırlık.
gevelemek
Hayvan, kanatmayacak kadar hafifçe ısırmak.
atol
Sürülmüş tarlalarda kendiliğinden biten, tatlı yumruları çiğ ve pişmiş olarak yenilebilen, yeşil yapraklarından turşu yapılan bir bitki, yerelması.
kıbal (I)
Yüz.
kılır
Çiçeklerindeki tohum sapları kürdan yerine kullanılan, bazı yerlerde kuş yuvası denilen bir ot.
kesme aşı
Kesilmiş hamurdan yapılan çorba.
balıklamak (I)
Yüzmek.
kepeği tükenmek
ölmek.
kereki
Aba.
keşenk
Kırmızı, özlü yapışkan toprak.
fosalak
Şişman olduğu halde kuvvetsiz olan
keneağacı
Sütleğengillerden hintyağı çıkarılan bitki.
cayfallamak
Caymak, dönmek.
demur (I)
Demir.
kelmak
İri delikli büyük kalbur.
kelkenez
Beyaz siyah, alaca renkli yırtıcı bir kuş, akbaba.
kehân etmek
Sebze ve ekinin içindeki yabancı otları temizlemek.
genlenmek (I)
Hava bulutlanmak.
geneşmek (I)
Danışmak.
kefli
Kirli, pis, bakımsız, pasaklı
akşam darı
Akşam ezanının 15-20 dakika öncesinden başlayan ve ezanla biten süre: Akşam darında su içmek günahtır.
kedele
Toprak kap, küçük çömlek.
kelep (III)
Boyunduruk: Öküzleri keleple.
dek düşmek (I)
Uygun gelmek, rasgelmek.