Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 89/159 · üyeye göre sıralı
gırcılanmak
Yağmur ince ince yağmak.
gırık (III)
Babası belli olmayan çocuk, piç.
derelik (I)
Su kenarlarında, kadınların çamaşır yıkamaları için yapılan kulübe, çamaşırlık.
gırçınlamak
Duraklamak, tereddüt etmek.
kıvıldamak
Kaynaşmak
kilitliiğne
Çengelliiğne.
balıklamak (I)
Yüzmek.
kıstırma (I)
İçerisine peynir, kıyılmış et vb. şeyler konularak saç üzerinde pişirilen börek.
kırnı
Kene.
kırgıt (II)
İçi güçlükle çıkan ceviz: Cevizler hep kırgıt çıktı.
şergillenmek
Zorla yaptırmak, baş belası olmak.
kırık aramak
Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.
cayfallamak
Caymak, dönmek.
fira düşmek
Zayıflamak.
demur (I)
Demir.
kıpılmak
Oyalanmak:
gıran giresice
Ölesice anlamında ilenç.
gidipbatı
Gidiyor anlamında kullanılır.
koşamak
Duvarın sıvası ayrılıp düşecek duruma gelmek.
kılır
Çiçeklerindeki tohum sapları kürdan yerine kullanılan, bazı yerlerde kuş yuvası denilen bir ot.
kıkaç (I)
Eğik olarak dizilmiş, arkaya doğru eğilmiş şeyler.
akşam darı
Akşam ezanının 15-20 dakika öncesinden başlayan ve ezanla biten süre: Akşam darında su içmek günahtır.
kıkırdamak (II)
Soğuktan donmak.
gıldırdamak (III)
Kendi kendine, yavaş yavaş çalışmak.
dek düşmek (I)
Uygun gelmek, rasgelmek.
kıbal (I)
Yüz.
fitire
Yeni yeşermiş bitkiler.
kıbış (II)
Saçsız, kel.
kesme aşı
Kesilmiş hamurdan yapılan çorba.
keşenk
Kırmızı, özlü yapışkan toprak.
defli
Kötü kadın, ırz ve namusuna önem vermeyen, aşağılık kimse.
kereki
Aba.
dedesakalı
Kırlarda yetişen, havuca benzeyen bir ot.
apışdı
Sacayak.
akşamcık kuşu
Yarasa.
debelleş olmak
Musallat olmak, dadanmak.
can cara
Derman, güç: Bu sene çok çalıştığımdan canım caram kalmadı.
gıncımak (II)
Ezilmek: Çiğdemi çıkaramadımgıncıdı.
frenk (I)
Büyük anahtar.
kepeği tükenmek
ölmek.
kevzen (II)
Verimsiz, çorak toprak.
kelmak
İri delikli büyük kalbur.
gabak (I)
Kabak.
kelkenez
Beyaz siyah, alaca renkli yırtıcı bir kuş, akbaba.
dayangı
Dayanıklık
apışak (II)
Ağır elli, beceriksiz, tembel. ?
gezenti (II)
Sebzelerde en çok baklada bulunan bir çeşit böcek.
kelgür
Delikli kepçe, süzgeç.
daşlıca armut
Yabanî armut, ahlat.
kehân etmek
Sebze ve ekinin içindeki yabancı otları temizlemek.
kefli
Kirli, pis, bakımsız, pasaklı
kelep (III)
Boyunduruk: Öküzleri keleple.
keneağacı
Sütleğengillerden hintyağı çıkarılan bitki.
bal (II)
Ağaç balı: Balı yiyen insanlar vardır.
bakır kırı
Boz renk, at donu: Alinin aldığı at bakır kırı.
kayraklamak
Keskinlet-mek, bilemek.
gaçak
Kaçak.
kazan (I)
Su çevrisi, kuyu.
darabuzun
Tırabzan, korkuluk.
gıncıtmah (I)
Dişle koparmak, dişlemek: Kolumu gın-cıttı.