Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 93/159 · üyeye göre sıralı
ambar (II)
Değirmen çarkına suyun hızla inmesini sağlı-yan dik ve kapalı oluk.
gömeç (III)
Değirmen taşını döndürmek için suyun üzerine aktığı kaşıkların bağlı olduğu yuvarlak ağaç: Değirmenin gömeci kırılmış.
boyunkıstı
Gerdanlık.
gömsük
içilmiş sigara artığı, izmarit.
çiftçi (I)
Ekilmiş tohumları yiyerek geçinen küçük bir kuş.
gömü (III)
Derinlik, çukurluk.
çibi
Oğlak: Davar geliyor, çibileri görelim.
kavara çekmek
Yellenmek.
çıyrık (II)
Çocukları yürümeye alıştırmak için kullanılan üç tekerlekli araba.
kavak atmak
Güreşte tepe üstü yuvarlamak ya da yuvarlanmak.
kıbış (II)
Saçsız, kel.
borhana (II)
Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç.
amaz evi
Kasırga, çev-rintili ve şiddetli yel.
kaspanak
Zorla: Elinden ekmeğini kaspanak aldı.
kaside
Boncuk, altın kolye.
bolartmak
Genişletmek.
çıtanak (II)
Küçük dal.
kargılık (I)
Kamışlık.
çıtak (I)
Boynuzları düzgün ay şeklinde olan öküz.
karın kavraması
Karın ağrısı.
göğüs (II)
Sarı saçlı, mavi gözlü
kaş kaş
Dizi dizi, sıra sıra.
bokbokuna
]Boşuboşuna.
karakura basmak
Kâbus basmak.
çıngıl çıtak (II)
Takıp takıştırmış: -Bu ne çalım kız Fadime çıngıl çıtak nereye ?
çıngı (III)
Parça, zerre: Bir çıngı ekmek kes.
kapıncak (I)
Tahta kutu.
çıngı (II)
Sopa parçası, dal kırığı.
amat
Şaşkın, serseri, budala.
karaçaltı
Bağ kenarlarına çit olarak dikilen, koyu kırmızı nohut büyüklüğünde meyveleri olan dikenli bir ağaç.
karamanca (I)
Kara lahana.
çımçıkıl (I)
Çok, bol: Bizim erik ağacı çımçıkıl, dallar eriği tartmıyor.
kapçık (III)
Gelincik otu, börek otu.
kantarma (III)
Taş kemer.
kanil
Örf, yöntem, yol.
karavana
Şalvar, bol pantolon.
katık etmek
Az az yemek.
göbil
Tombul çocuk.
bocuk (II)
[-> boduk I) -1]
göble
Hizmetçi.
kandara (I)
Değirmen bendi.
gıncımak (II)
Ezilmek: Çiğdemi çıkaramadımgıncıdı.
kama kıvırcık
Bir cins koyun,
gıldırdamak (III)
Kendi kendine, yavaş yavaş çalışmak.
gornapişik
Efsane ve masallardan gelerek halk düşüncesine yerleşmiş kediye benzer korkunç bir yaratık.
kaçık (III)
İlkbahar ya da sonbaharda birden bire esen kuvvetli yel.
çıhışmak (I)
Dövüşmek, kavga etmek.
aydıncak
Aydınlık.
gıncıtmah (I)
Dişle koparmak, dişlemek: Kolumu gın-cıttı.
gorhmak
Korkmak.
gezenti (II)
Sebzelerde en çok baklada bulunan bir çeşit böcek.
aycık
Azıcık, biraz,
gonak (III)
Köye gelen misafirleri köydeki her ailenin sıra ile yemeğe çağırması.
işimik
Yağsız ayranı kaynatarak elde edilen bir çeşit peynir, lor, ekşimik, çökelek.
altıkardeş
Zatülkürsi, altıkardeş takım yıldızı.
ak bekmez
Elle çarpılmış, yumurtalı katı pekmez, bulama.
gevi (III)
Damat.
inek memesi
İri taneli, siyah bir çeşit üzüm.
inseği
Ucu yanmış odun.
gevelemek
Hayvan, kanatmayacak kadar hafifçe ısırmak.