Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 94/159 · üyeye göre sıralı
gevi (III)
Damat.
gevelemek
Hayvan, kanatmayacak kadar hafifçe ısırmak.
göble
Hizmetçi.
çevk (II)
Çevik olan
germane
Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
hortik (I)
Eşek, katır, domuz, deve gibi hayvanların yavrusu: Eşek hortik doğurmuş.
kavara çekmek
Yellenmek.
goğurcuk
Kertenkele.
guvat
Kuvvet.
kama kıvırcık
Bir cins koyun,
şavşırı
Çarpık, eğri büğrü.
gerevet
Tahta seki, kerevet.
geremek (I)
Kapamak, örtmek: Kapıyı gere.
ayanguru
Kendiliğinden yerinde kurumuş ağaç.
gerel (II)
Tam, uygun anlamında kullanılır: Bu elbise bana gerel geliyor.
gerdene
Saraçların kullandığı bir çeşit toka.
gepir gepir
Hızlı yürümeyi, koşmayı anlatır: Kız gepir gepir geliyor.
bir tevir
Bir tuhaf, bir çeşit.
kadakmak
Ölmek, gebermek: Senin eşek kadaktı.
kabarlamak
Birisine kafa tutmak, horozlanmak.
genevirt
Istakoz.
çeşni
Kurak toprakta yetişen kavun, karpuz ve sebze.
gemrik (III)
Zayıf, çu-kurlaşmış
çeşdiman
Köy bekçisi: Çeşdiman vazifesini iyi yapmamış.
kaddaj
Kurumlu, gururlu.
gemlik (II)
Dövene koşulacak çağa gelmiş öküz, manda.
kabahar (II)
Hızlı, dörtnala
çerik çürük
Bölük, parça, işe yaramayan şey.
kabakulak otu
Kurtluca, aristolochia, aristolochiaceae.
geliverinmek
Çabuk gelmek.
gelin uğuru
Gelin, damadın evine giderken duvağı üzerinden serpilen un, üzüm vb. şeyler.
çereşme
Pulluk bıçağı.
çeremük
Erik.
bir cibitte
Çabucak.
gelingüllü
Çuha çiçeği.
gelincik (III)
Bir çeşit mantar.
izlek (I)
Keçiyolu, patika.
kadıbaş
Beyaz, yuvarlak kabak.
gelin aşboğazı
Gelinin beraber getirdiği eşya, çeyiz.
geliba (II)
Geliyor anlamında kullanılır.
gelgeç akıllı
Yarı deli
gelençen
Gelinceye kadar.
itilemek (I)
Bilemek, kes-kinletmek: Usturayı taşa tuttu iti-ledi.
itsiyeği
Dikenli bir çeşit ot.
gekik azmak
Çok yiyerek mide şişmek.
gehirmek
Getirmek.
işle
Nakış: işle ipliğini aldım.
gegilli toprak
Kumlu yumuşak toprak.
gedim (I)
Su kenarlarında yetişen tereye benzeyen bir çeşit ot.
almacuh
Elmacık kemiği.
gedilcen
Yaprakları çalıya benzeyen, dağlarda yetişen yaban baklası.
gedevek
Batıdan esen rüzgâr.
almacık otu
Geniş yapraklı bir çeşit ot.
gedeli yatırmak
Bağ çubuklarını daldırma yoluyle çoğaltmak.
geçini
. . . den sonra anlamında kullanılır: Öğle geçini.
geçici (I)
Seyyar satıcı.
ayak artmak
Bir kişiye manen yüklenmek, kötülüğüne çalışmak.
işkaf
Dolap.
gecerüyh galmak
Biraz geç kalmak: Böyle de gecerüyh gal-ma olurmu.
geceohtu
Gece vakti.